İsrail Parlamentosu’nun (Knesset) Filistinli esirlere idam cezası verilmesinin önünü açan yasayı onaylamasının ardından, Filistin topraklarında gerilim ve esirlerin akıbetine yönelik endişeler giderek artıyor. Filistinliler, yasayı “cinayetin yasallaştırılması” ve hapishanelerin “idam meydanlarına dönüştürülmesi” olarak nitelendirerek acil uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.
Al Jazeera muhabiri Givara Budeiri’nin Ramallah’tan aktardığı rapora göre, bu endişeli seslerin en gür çıktığı yer Filistin sokağı. Anneler, hapishanedeki çocuklarının hayatlarının nasıl son bulacağını bilememenin çaresizliğini yaşıyor: İşkence edilerek mi, yoksa yeni İsrail yasalarına göre asılarak mı?
Bekleyişin ağır yükü: “İçimizdeki ateş sönmüyor”
O seslerden biri, esir Mansur’un annesi Meysun Şavamre’ye ait. Yılların getirdiği yorgunluktan ziyade bekleyişin ağır yükü altında ezilen acılı anne, vazgeçmeden oğluna kavuşacağı günü umut ediyor. Tek isteği; kendisinin ve çocuklarının akıbetinden endişe eden binlerce annenin sesinin duyulması. İçinde kopan fırtınaları “hiç sönmeyen bir alev” olarak tanımlayan Şavamre, her an oğlunu kaybetme korkusuyla yaşasa da bu ateşin bir gün dineceğine dair umudunu koruyor.
Kudüs ve Batı Şeria genelinde, İsrail’in idam yasasına karşı genel grevle eş zamanlı olarak geniş çaplı öfke yürüyüşleri düzenlendi. Filistinliler, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in aşırı sağcı destekçileriyle birlikte yasanın geçişini kutladığı görüntülere büyük tepki gösterdi.
“Cinayeti yasallaştırma” ve ırkçı çifte standart
Filistin Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Ömer Avadallah, uluslararası toplumun durdurma çağrılarına rağmen İsrail’in “sözde Knesset” aracılığıyla cinayeti hukuki kılıflarla normalleştirmeye çalıştığını belirtti. Uluslararası Hukuk Uzmanı Avukat Tala Nasır ise Knesset’in işgal altındaki topraklarda yaşayan halka yasa dayatma yetkisi olmadığını vurgulayarak, bu adımın baskı ve kontrolü artırmak için bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.
İnsan hakları kuruluşları da yasanın tamamen ırkçı bir temele dayandığına dikkat çekiyor. Yasa, “İsrail devletinin varlığını tehdit etmekle” suçlanan Filistinliler için idamı öngörürken; Filistinlileri katleden Yahudi yerleşimcileri veya İsrail askerlerini kapsamıyor. Ayrıca idam kararı için hakimlerin oybirliği şartı da aranmıyor, basit çoğunluk yeterli sayılıyor.
Rakamlar ise hapishanelerdeki vahim tabloyu gözler önüne seriyor: 7 Ekim 2023’ten bu yana, özellikle Gazze’den alıkonulanlar başta olmak üzere yaklaşık 100 Filistinli esir işkence, aç bırakma, tıbbi ihmal ve zorla kaybetme uygulamaları nedeniyle zindanlarda şehit oldu. Filistin sokağı, esirlerin sadece birer rakamdan ibaret olmadığını, bu davanın ulusal vicdanın en üst sırasında yer aldığını haykırmaya devam ediyor.


