Orta Doğu

İsrail, İran savaşını Gazze işgaline kılıf yaptı

İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik savaşı küresel gündemin ilk sırasına yerleşirken, Gazze Şeridi’nden gelen veriler, gölgede yürütülen sistematik bir soykırımın ve kalıcı işgal planının yeni bir bölümünü gözler önüne seriyor.

Dünya kapsamlı bir bölgesel patlama korkusuyla nefesini tutmuşken, Gazze’de teorik olarak yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının ihlalleri, sözde “geri çekilme” bölgelerini kalıcı askeri kışlalara dönüştürdü. Bu rapor, İsrail’in İran savaşını, Gazze Şeridi’nin geleceğini tehdit eden ve nüfusunu derin bir sessizlik içinde hayati bedeller ödemeye mahkum eden uzun vadeli yapısal bir işgali sağlamlaştırmak için nasıl bir “ateş örtüsü” olarak kullandığını inceliyor.

“Sessiz ihlallerin” 2026 faturası

Bölgesel savaş manşetlerinden uzakta, Gazze Şeridi’ndeki rakamlar felaketin boyutunu özetliyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın cumartesi günü yayımladığı verilere göre, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü soykırımda can kaybı 72 bin 268’e, yaralı sayısı ise 171 bin 995’e ulaştı.

Bakanlığın verileri, ABD arabuluculuğunda Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının her gün topçu atışları ve hava saldırılarıyla ihlal edildiğini kanıtlıyor. Ekim ayından bu yana ateşkes ihlalleri nedeniyle 692 kişi şehit oldu, 1.895 kişi yaralandı.

Siyaset Bilimi Profesörü Eymen el-Barasne, El Cezire‘ye yaptığı açıklamada, mevcut durumu ateşkes anlaşmasının “sessiz bir çöküşü” olarak nitelendiriyor. İsrail’in “görünürdeki sükunet” kisvesi altında halkı sürekli bir terör halinde tutan bir güvenlik yıpratması uyguladığını ve yeniden inşa umutlarını dondurduğunu belirtiyor.

“Sarı Hat”: Tampon bölgeden kalıcı işgale

Uluslararası toplum İran ile angajman kurallarıyla meşgulken, İsrail merkezli Haaretz gazetesi, perşembe günü ordunun “Sarı Hat” adı verilen bir sınır çizgisi üzerinden Gazze içinde kalıcı bir askeri varlık kurma planını ifşa etti.

Gazeteye göre, geçici bir düzenleme olarak sunulan bu hat, kalıcı bir saha gerçekliğine dönüştü:

  • Askeri Üsler ve Bariyer: İsrail ordusu, Sarı Hat boyunca 32 yeni askeri nokta kurdu ve 17 kilometre uzunluğunda bir kara bariyeri (duvar/çit) inşa etti. Bu hat, Gazze’nin kuzeyini güneyinden ayırarak yerinden edilmiş sivillerin dönüşünü engelliyor.

  • Serbest Ateş Bölgesi: Askeri varlığın yoğunlaştığı bu bölge aktif bir atış alanı haline geldi ve son dönemde bölge çevresinde 200’den fazla Filistinli öldürüldü.

  • Kalıcı İlhak: Ordunun kilometrelerce uzanan devasa mühendislik projesi, Gazze’nin yarısından fazlasını İsrail’in kontrolüne bırakıyor. Üstelik İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın 17 Şubat’taki “İsrail bu hattan bir milimetre bile geri çekilmeyecek” açıklaması, bölgenin kalıcı bir kışlaya dönüştürüldüğünün en net kanıtı.

Ekim 2025’teki ateşkesten bu yana, daha önce cami ve tarım arazisi olan bölgelere bile yeni askeri üsler inşa edildi. Şucaiyye’deki bir mezarlık alanı buldozerlerle düzlenerek askeri kullanıma açıldı. BM İnsan Hakları Ofisi, evlerine dönmeye çalışırken bu belirsiz “Sarı Hat” bölgesine yanlışlıkla giren çok sayıda sivilin vurularak öldürüldüğünü raporladı.

Filistin davasını savaşın gürültüsünde tasfiye etmek

İsrail’in bölgesel çatışmayı bir kılıf olarak kullanması sadece askeri alanla sınırlı değil. Filistin Ulusal İnisiyatifi Genel Sekreteri Mustafa el-Berguti, İsrail’in dünyanın İran savaşına odaklanmasını fırsat bilerek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini, şehir baskınlarını ve esirlere yönelik ihlalleri artırdığı konusunda uyardı.

Filistin meseleleri uzmanı Ahmed Fehim’e göre İsrail, küresel güçlerle “sessiz bir takas” yürütüyor: “Tahran’a karşı itidalli davranıyoruz, karşılığında Gazze’de elimiz serbest kalıyor.” Fehim, “Generaller Planı” olarak bilinen stratejinin sessizce uygulandığını; İsrail’in demografik gerçeği değiştirmek için siyasi bir anlaşma beklemeden buldozerler, beton ve dikenli tellerle kendi sınırlarını (“Sarı Hat”) çizdiğini belirtiyor.

Esirleri idam yasası

Bu gölgeleme stratejisinin en tehlikeli yansımalarından biri de binlerce Filistinli esirin kaderi. İsrail parlamentosu (Knesset) Ulusal Güvenlik Komitesi, salı günü gizli değişiklikler yaptığı “esirlerin idamı” yasa tasarısını nihai onay için meclise sevk etti.

Eymen el-Barasne, bu yasanın sadece geçici bir ihlal değil, “sistematik cinayetin kurumsallaşması” anlamına geldiği konusunda uyarıyor. İsrail’in işkence ve aç bırakma gibi saha araçlarını artık “bağlayıcı bir yasal çerçeveye” oturttuğunu belirten Barasne, bu yasanın onaylanmasının binlerce Filistinli için “toplu idam fermanı” olacağını ifade ediyor.

Daily Ummah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir