Gazze'de su ve kanalizasyon hizmetleri çöküşün eşiğinde
Orta Doğu

Gazze’de su ve kanalizasyon hizmetleri çöküşün eşiğinde

Gazze Su ve Çevre Otoritesi ile Gazze Belediyeler Birliği, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yayımladıkları ortak bildiride, yakıt, yağ ve yedek parça tedarikindeki kısıtlamaların su ve kanalizasyon hizmetlerini durdurma noktasına getirdiğini duyurdu. İki milyondan fazla insana günlük 140 bin metreküp su sağlayan kuyular ve arıtma tesisleri, enerji yetersizliği nedeniyle işlevini yerine getiremiyor.

Kanalizasyon sisteminde patlama riski

Günlük 50 bin metreküp atık suyun işlendiği kanalizasyon altyapısı, yakıt yokluğu nedeniyle ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Özellikle Gazze şehrindeki Şeyh Rıdvan havuzu, günlük 10 bin metreküp atık su alıyor. Pompa istasyonlarının devre dışı kalması durumunda, atık suların şehir merkezlerine ve mülteci kamplarına yayılacağı, bunun da salgın hastalıkları ve ağır çevre kirliliğini beraberinde getireceği belirtildi.

Sağlık sistemine doğrudan etki

Su ve kanalizasyon krizinin sonuçları sadece çevreyle sınırlı kalmıyor; doğrudan sağlık hizmetlerini de tehdit ediyor. Hastanelerin tıbbi hizmetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu su, arıtma tesislerinden sağlanıyor. Tesislerin durması, diyaliz üniteleri ve kritik bakım hizmetleri başta olmak üzere tüm sağlık sisteminin sekteye uğraması anlamına geliyor.

Uluslararası topluma acil çağrı

Yaz mevsimiyle birlikte artan su ihtiyacı ve kötüleşen hijyen koşulları göz önüne alındığında, yetkililer şu taleplerde bulundu:

  • Acil Erişim: Uluslararası arabulucular ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla yakıt ve operasyonel ekipmanların girişinin sağlanması.
  • Kısıtlamaların Kaldırılması: Su ve enerji sektöründeki yedek parça ve onarım malzemelerine yönelik ambargonun sonlandırılması.
  • Sürdürülebilir Destek: Hasar gören tesislerin onarımı ve sektörün yeniden inşası için kapsamlı bir uluslararası destek programının başlatılması.

Bildiride, temiz su ve sağlıklı kanalizasyon hizmetlerinin temel bir insan hakkı olduğu vurgulanarak, müdahale edilmemesi durumunda ortaya çıkacak sağlık ve çevre felaketlerinin sorumluluğunun tüm uluslararası toplumda olduğu hatırlatıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir