İran, küresel ticaretin en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinde denetimini sıkılaştırıyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, boğazda “yeni bir denklem” kurulduğunu duyururken, ticari gemilerin geçişi için İran ordusuyla ön koordinasyon kurma zorunluluğu getirildi. Bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki askeri operasyonları askıya aldığı bir döneme denk gelmesiyle dikkat çekiyor.
Tahran yönetimi tarafından yürürlüğe konulan yeni mekanizmaya göre, boğazı kullanacak tüm gemilere kurallar e-posta yoluyla bildirilecek. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise kontrol alanını Birleşik Arap Emirlikleri kıyılarını da kapsayacak şekilde genişleten yeni bir seyir haritası yayımladı. Haritaya göre, kurallara uymayan gemilere karşı “sert müdahale” tehdidinde bulunuldu.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin geçiş noktası olması sebebiyle küresel ekonomi için hayati bir öneme sahip. Bölgedeki hareketliliğin azalmasıyla birlikte, şubat ayında günlük ortalama 129 olan tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi, küresel enerji piyasalarında ve navlun maliyetlerinde büyük bir sarsıntıya yol açtı.
Uzmanlar, İran’ın bu stratejisini “maliyet yükleme” taktiği olarak değerlendiriyor. Tahran’ın doğrudan bir askeri çatışmaya girmeden; insansız hava araçları, deniz mayınları ve elektronik harp yöntemleriyle geçişleri riskli hale getirerek küresel piyasalar üzerinden diplomatik bir koz elde etmeye çalıştığı belirtiliyor. Özellikle sigorta maliyetlerindeki artış ve enerji güvenliği endişeleri, Batılı ülkeler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, 1980’lerde yaşanan “Tanker Savaşları” ile bugünkü durum arasında benzerlikler görülse de İran’ın günümüzdeki teknolojik kapasitesinin süreci daha karmaşık hale getirdiği vurgulanıyor. Washington yönetimi bölgedeki varlığını teknolojik olarak korumaya çalışırken, Tahran’ın bu hamlelerinin bölge ülkeleri ve küresel tedarik zinciri için “stratejik bir tehdit” oluşturmaya devam ettiği ifade ediliyor.

