Şubat ayı sonunda İran’ın balistik füze saldırısında Tel Aviv’in Yehuda Halevi ve Lincoln caddelerinin kesişiminde vurulan ve bir kişinin ölümüne yol açan bina, sadece bir yerleşim alanı değil, İsrail’in “gözü” konumundaki gizli bir istihbarat üssü çıktı.
Birim 9900 nedir?
İsrail ordusunun (IDF) istihbarat kolu olan Birim 9900, ülkenin en stratejik birimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Birimin temel görevleri şunlardır:
- Coğrafi İstihbarat (GEOINT): Uydu görüntüleri ve hava keşifleri ile düşman bölgelerinin üç boyutlu haritalarını çıkarmak.
- Hedef Belirleme: Gazze ve Lübnan gibi operasyon bölgelerinde hava kuvvetleri ve kara birlikleri için arazi analizi yapmak.
- İleri Teknoloji Kullanımı: 1997’den beri faaliyet gösteren askeri uydu ajansını yönetmek ve “Ofek” casus uyduları ile binlerce alçak irtifa İHA’sını kullanarak anlık görüntü verisi toplamak.
- Saha Desteği: Toplanan tüm görsel verileri, sahadaki askeri birliklere “istihbarat destekli savaş” konseptiyle doğrudan iletmek.
Sivil Alanlarda Gizli Üs Sorgulaması
Haber, işgal güçlerinin hassas askeri ve istihbarat tesislerini sivil nüfusun yoğun olduğu bölgelerin içine yerleştirme stratejisini tekrar tartışmaya açtı.
- Gizlenen Gerçek: Saldırıdan hemen sonra İsrail basınının “neden sivil bir alanda askeri bir üs var?” sorusuna askeri yetkililer yanıt vermekten kaçınmıştı.
- Stratejik Risk: Rapor, bu tür “iç içe geçmiş” yapıların, olası bir füze saldırısında sivil halkı doğrudan bir “kalkan” haline getirdiğini ve büyük güvenlik riskleri doğurduğunu vurguluyor.
İran Füze Saldırılarının Kapsamı
SpyTalk’un raporu, sadece Tel Aviv’deki saldırı ile sınırlı kalmıyor:
“Beyt Şemş yerleşimindeki saldırıda 9 kişi öldü, 45 kişi yaralandı. Bu saldırı, bölgedeki askeri üsleri ve uydu istasyonlarını hedef alıyordu.”
Rapor ayrıca savaşın ilerleyen dönemlerinde İsrail’in “Kirya” (savunma kompleksi) ve “Mossad” karargahı gibi en korunaklı noktalarının da hedef alındığını veya doğrudan isabet aldığını belgeliyor. Bu ifşa, İsrail’in savunma stratejilerindeki zafiyetleri ve askeri tesislerin sivil yerleşimlerle olan riskli yakınlığını gözler önüne seriyor.

