ABD ve İran arasındaki 40 günlük doğrudan askeri temasın ardından sağlanan kırılgan ateşkes, taraflar için bir barış fırsatından ziyade “yeniden silahlanma” evresine dönüştü. Bölgeden gelen saha verileri, Washington’un Orta Doğu’daki müttefiklerine devasa lojistik destek sağladığını, Tahran’ın ise yeraltı tesislerindeki füze kapasitesini onarmaya odaklandığını gösteriyor. Analistler, bu süreci “fırtına öncesi sessizlik” olarak nitelendiriyor.
Tahran yeraltı şehirlerini onarıyor
İran, çatışmalar sırasında ağır darbe alan askeri altyapısını ayağa kaldırmak için yoğun bir çalışma yürütüyor. Özellikle “füze şehirleri” olarak bilinen, dağların derinliklerine kurulu stratejik tesislerde hareketlilik gözlemleniyor. Uydu görüntüleri; Tebriz, Humin ve İsfahan gibi bölgelerdeki tesis girişlerinde onarım faaliyetlerinin arttığını ortaya koyuyor. İran Devrim Muhafızları’nın, önceki saldırılarda patlamayan mühimmatları etkisiz hale getirme ve yeraltı depolarındaki sağlam füzeleri yeniden konuşlandırma çabası, savunma kapasitesini eski haline getirme stratejisi olarak okunuyor.
ABD’den dev askeri sevkiyat
Washington ise müttefiki İsrail’in boşalan mühimmat stoklarını doldurmak için lojistik bir “hava ve deniz köprüsü” kurmuş durumda. Son verilere göre, sadece 24 saat içerisinde Aşdod ve Hayfa limanlarına yaklaşık 6 bin 500 ton Amerikan mühimmatı ulaştı. Almanya üzerinden bölgeye son üç günde düzenlenen 30 askeri kargo uçuşu, olası bir yeni çatışma için hazırlıkların ciddiyetini kanıtlıyor. Ayrıca İran’ın petrol ihracatını engellemeye yönelik sıkı deniz ablukası da ekonomik baskının askeri tahkimatla eş zamanlı yürütüldüğünü gösteriyor.
Yeni raunt senaryoları
Askeri strateji uzmanları, önceki çatışma döneminin her iki taraf için de kesin bir askeri sonuç üretmediğini belirtiyor. İran’ın yeraltında sakladığı balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) stoğunun büyük kısmının korunduğu, ABD ve müttefiklerinin ise bu füzelerin fırlatılmasını sağlayan rampaları ve lojistik geçişleri hedef aldığı biliniyor. Eğer taraflar ateşkes süresince yeni ve radikal bir savaş doktrini geliştirmezlerse, olası bir sonraki aşamanın da benzer bir yıpratma savaşı şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.

