İsrail’in Lübnan’ın güneyinde uyguladığı “yakılmış toprak” politikası, Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzanan geniş bir alanı kapsayacak şekilde şiddetini artırıyor. 110’dan fazla köyü içine alan tahliye emirleri ve ardından gelen sistematik yıkım faaliyetleri, İsrail’in sadece geçici bir güvenlik önlemi değil, kalıcı bir jeopolitik dönüşüm peşinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu durumu Binyamin Netanyahu hükümetinin “Üç Güney Projesi” (Gazze, Güney Lübnan ve Güney Suriye) olarak adlandırılan genişlemeci stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
“Mutlak Zafer” yerine toprak kontrolü
İsrail üzerine çalışmalar yürüten uzmanlar, Netanyahu’nun iç kamuoyuna vadettiği “mutlak zafer” hedefine askeri olarak ulaşamaması üzerine, stratejisini toprak kontrolüne çevirdiğine dikkat çekiyor. Lübnan’ın güneyindeki yerleşim birimlerinin yaşanamaz hale getirilmesi, bölgedeki nüfusun geri dönüşünü imkansız kılmayı ve sınır hattında İsrail denetiminde insansızlaştırılmış bir kuşak oluşturmayı hedefliyor. Bazı aşırı sağcı grupların bölgede yerleşim birimleri kurma talepleri ise bu askeri stratejinin ideolojik arka planını oluşturuyor.
Ateşkese rağmen süren çatışmalar
17 Nisan’da yürürlüğe giren ve Washington’daki diplomatik temaslarla süresi uzatılan ateşkes mutabakatına rağmen, sahada silahlar susmuş değil. İsrail ordusu ve Hizbullah, karşılıklı olarak anlaşmayı ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, sınır hattındaki askeri hareketlilik devam ediyor. İsrail’in bölgedeki varlığını kalıcı hale getirme çabası, Lübnan tarafında “egemenlik ihlali” olarak nitelendirilerek tepkiyle karşılanıyor.
Bölgesel denklemler ve gelecek senaryoları
Projenin asıl hedefinin, İsrail’in sınır hatlarında Washington’dan bağımsız, askeri ve mali açıdan kendi kendine yetebilen bir “güç odağı” kurmak olduğu iddia ediliyor. Bu strateji doğrultusunda Lübnan’ın güneyinin Gazze modeline dönüştürülmesi, bölgedeki insani krizi derinleştirirken, herhangi bir barış veya normalleşme sürecini de ağır siyasi şartlara ve “bedelsiz tavizlere” bağlıyor. Siyasi analistler, Lübnan’ın önünde iki seçenek olduğunu vurguluyor: Ya askeri sahada direnişle bu planı boşa çıkarmak ya da yıllar sürecek bir yeniden inşa sürecini İsrail’in güvenlik şartları altında kabul etmek.

