İngiltere’de Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, 2023 yılının Ekim ayından bu yana ülke genelinde devam eden Filistin ile dayanışma eylemlerine yönelik kısıtlayıcı adımlar atmaya hazırlanıyor. Starmer, söz konusu gösterilerin Yahudi cemaati üzerindeki “birikmiş etkisi” ve bazı sloganların yasal sınırları aşması gerekçesiyle, bazı yürüyüşlerin tamamen yasaklanmasını öngören yetkilerin kullanımını değerlendirdiklerini açıkladı.
Lobi faaliyetleri ve diplomasi trafiği
Hükümetin bu hamlesi, Birleşik Krallık’taki bazı kamu kurumlarının İsrail yanlısı lobi gruplarıyla temaslarını artırdığı iddialarının gölgesinde gerçekleşiyor. Basına sızan bazı resmi belgeler, İsrail’in Londra Büyükelçiliği’nin, İngiltere Savcılık Ofisi ile “Filistin Aksiyonu” (Palestine Action) grubu üyelerinin yargılanma süreçleri üzerine iletişime geçtiğini ortaya koydu. Bu durum, yargı bağımsızlığı ve diplomatik temsilciliklerin hukuki süreçlere müdahalesi konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
Denetim birimi kapatılıyor
Tartışmaları alevlendiren bir diğer gelişme ise Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan ve Gazze ile Lübnan’daki olası uluslararası hukuk ihlallerini takip eden özel birimin kapatılması oldu. 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 26 bin olayı kayıt altına alan ve İngiltere’nin silah ihracatı lisansları için veri sağlayan bu birimin bütçe kesintileri gerekçesiyle faaliyetlerine son verilmesi, insan hakları örgütleri tarafından sert bir dille eleştiriliyor.
Demokratik haklar ve güvenlik dengesi
Hükümet, ülkedeki terör tehdidi seviyesini “ciddi” düzeye çıkarırken, sivil toplum temsilcileri bu güvenlik ikliminin demokratik protesto hakkını bastırmak için kullanıldığı uyarısında bulunuyor. İngiltere’de 114 binden fazla vatandaşın imzaladığı ve parlamentoda görüşülme sınırı aşan bir dilekçe ile hükümetten, İsrail yanlısı ağların siyaset üzerindeki etkisinin soruşturulması talep ediliyor. Ancak şu ana kadar bu talebe yönelik resmi bir siyasi adım atılmış değil.
Uzmanlar, hükümetin gösterilere yönelik getirmeyi planladığı olası yasakların, İngiltere’nin köklü ifade özgürlüğü geleneği ve yargı bağımsızlığı ile karşı karşıya geleceği, bunun da uzun soluklu bir hukuk mücadelesini başlatabileceği görüşünde birleşiyor.

