İsrail’in Suriye’nin Dera vilayetinde gerçekleştirdiği son askeri girişim, sahadaki sonuçlarından çok ortaya çıkardığı siyasi ve psikolojik tablo nedeniyle dikkat çekici. İsrail ordusu bölgeye girerek yeni bir fiili güvenlik hattı oluşturmayı hedeflerken, yerel halkın ve bölgedeki silahlı unsurların tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan gerilim sonrasında İsrail birliklerinin geri çekilmesi, son yıllarda bölgede alışılmış askeri denklem açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
7 Ekim Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail, askeri üstünlüğünü yalnızca Gazze’de değil, Lübnan ve Suriye sahalarında da agresif bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Hava saldırıları, sınır ötesi operasyonlar ve tampon bölge oluşturma girişimleri Tel Aviv’in güvenlik stratejisinin temel unsurları haline geldi. Ancak Dera’da yaşananlar, askeri gücün her zaman siyasi sonuç üretmediğini ve yerel dinamiklerin zaman zaman sahadaki planları değiştirebildiğinin göstergesi.
Elbette bu geri çekilmeyi İsrail’in stratejik bir yenilgisi olarak yorumlamak doğru olmayacaktır. İsrail hâlâ bölgenin en güçlü ordularından birine sahip ve gerektiğinde aynı bölgeye yeniden müdahale etme kapasitesini koruyor. Buna rağmen Dera’da ortaya çıkan tablo, İsrail’in son dönemde oluşturduğu “girdiği bölgede kalıcı olur” algısının ilk kez ciddi şekilde sorgulanmasına neden oldu. Bu durum özellikle bölge halkları ve Suriye halkı açısından önemli bir psikolojik eşik olarak değerlendirilebilir.
Suriye halkı devrimden sonra kendini toparlamaya çalışırken, savaştan yeni çıkmış bir halk olmasına rağmen İsrail ile savaşmaktan çekinmediği iradesini bu olayla perçinlemiş oldu. Suriye hükümeti her ne kadar yeni bir savaş ve problemden uzak durmaya çalışsa da yaşanabilecek olası bir savaşa karşı Türkiye ile birlikte strateji geliştirmeye yönelik hamleler yapıyor. Suriye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara’nın bir günde eski saha günlerine dönmesinin hiç zor olmaması bölgede kulaktan kulağa konuşuluyor.
Ortadoğu’da savaşların kaderi yalnızca tanklar, savaş uçakları ve teknolojik üstünlükle ve devletler belirlenmez. Toplumların iradesi, yerel direniş kapasitesi ve siyasi meşruiyet de en az askeri güç kadar belirleyici olabilir. Dera’da yaşananlar, bölgedeki güç mücadelesinin yeni bir aşamaya girdiğine işaret ediyor olabilir. Eğer bu tür tepkiler farklı bölgelerde de ortaya çıkarsa, İsrail’in güvenlik stratejisi kadar bölgedeki psikolojik güç dengeleri de yeniden şekillenmeye başlayacaktır.

