İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki mülteci kamplarına yönelik askeri operasyonları genişletme sinyalleri, bölgede ilan edilen güvenlik hedeflerinin çok ötesinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Siyasi analistler ve uzmanlar, Tel Aviv yönetiminin olası bir topyekun saha operasyonuyla hem İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun iç siyasetteki elini güçlendirmeyi hem de işgal altındaki topraklarda kalıcı demografik değişiklikler yaratmayı amaçladığını vurguluyor.
Gözlemcilere göre Netanyahu, Lübnan, İran ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda hükümetinin kesin bir zafer elde edememesi nedeniyle yıpranan siyasi imajını, Batı Şeria’da kazanılacak bir askeri başarı öyküsüyle tamir etmek istiyor.
İç siyasi kriz sahaya yansıyor
İsrail siyaseti üzerine çalışmalarıyla bilinen yazar Azzam Ebu el-Ades, mülteci kamplarına yönelik askeri tehditlerin hiç olmadığı kadar ciddi bir aşamaya geldiğini belirtti. İsrail’in güvenlik krizlerini ve askeri tırmanışı ne zaman sıkışsa bir iç siyaset malzemesi olarak kullandığını ifade eden Ades, yaklaşan seçim atmosferinin bu kararlarda belirleyici olduğunu söyledi.
“Bölge Filistinliler için yaşanamaz hale getiriliyor”
Ades, planlanan askeri operasyonun ideolojik ve lojistik arka planını şu sözlerle özetledi:
- Genişleyen İşgal: C Bölgesi olarak sınıflandırılan alanlarda kontrolü tamamen ele geçirmek ve “Büyük İsrail” projesini tahkim etmek.
- Nüfus Mühendisliği: Filistinlilerin yaşadığı bölgeleri altyapı yıkımları ve baskınlarla aşamalı olarak insansızlaştırmak, bölgeyi ekonomik ve sosyal olarak “itici bir çevreye” dönüştürmek.
- Siyasi Kazanım: Netanyahu ve aşırı sağcı ortaklarının, kamuoyuna sunabileceği taze bir “güvenlik zaferi” elde etme arzusu.
26 askeri taburla dev operasyon hazırlığı
İsrail medyasında yer alan askeri planlama raporları, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. i24 kanalının askeri kaynaklara dayandırdığı özel haberine göre, İsrail ordusu kuzeydeki Cenin ve Tulkerm hatlarından güneydeki El Halil kentine kadar uzanan geniş bir coğrafyada, 26 askeri taburun katılımıyla devasa bir operasyon başlatmayı planlıyor. Bu harekâtın, daha önce büyük çaplı baskınlara sahne olmamış korumasız mülteci kamplarını da içerisine alacağı iddia ediliyor.
Lübnan cephesindeki rahatlama Batı Şeria’ya kayıyor
Araştırmacı Münir el-Gul ise İsrail’in Lübnan sınır hattındaki bazı askeri birliklerini geriye çekmesinin, Batı Şeria’daki bu yeni operasyon senaryolarına geniş bir lojistik ve askeri alan açtığına dikkat çekti. Gul, İsrail ordusunun mülteci kamplarını eş zamanlı olarak kuşatabileceğini, buradaki temel amacın silahlı grupları tasfiye etmenin ötesinde, mülteci kamplarının taşıdığı “geri dönüş hakkı” ve “sığınmacı” sembolizmini tamamen yok etmek olduğunu savundu.
“Sistematik bir etnik temizlik stratejisi”
Analistler, yürütülen politikanın coğrafi ve fiziki haritayı yerleşim birimleri lehine kalıcı olarak değiştirme hedefi taşıdığı konusunda birleşiyor. Altyapının kasıtlı olarak çökertilmesi, ev yıkımları ve kitlesel tutuklamaların, Filistin halkını doğrudan zorunlu göçe zorlayan sinsi bir etnik temizlik modeline dönüştüğü ifade ediliyor.

