ABD ve İsrail ile İran arasında 30. gününe giren askeri çatışmalar, hedef yelpazesinin genişlemesi ve çoklu cephelerin açılmasıyla sahada dikkat çekici dönüşümlere sahne oluyor. Son gelişmeler, özellikle Hürmüz Boğazı çevresi olmak üzere İran kıyılarını hedef alan sınırlı bir kara harekatı ihtimalinin giderek arttığına işaret ediyor.
Sahadaki verilere göre İsrail, İran içindeki saldırılarını yoğunlaştırarak 24 saat içinde füze fırlatma rampaları ve askeri tesislerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 noktayı vurdu. İsfahan, Tahran, Kerec, Şiraz, Buşehr ve Huzistan gibi büyük şehirlerdeki hedeflerin yanı sıra İsfahan Teknoloji Üniversitesi, “Haftgel” bölgesindeki su depoları ve Hürmüzgan’daki liman iskeleleri de vuruldu.
Buna karşılık İran, işgal altındaki Filistin topraklarının güneyine yönelik füze saldırılarını artırdı. İsrail radyosuna göre Dimona (İsrail nükleer reaktörünün bulunduğu yer), Beerşeba (Bi’r es-Seba) ve Necef (Negev) bölgelerinde 24 saat içinde 40 kez sirenler çaldı. Eş zamanlı olarak Yemen’deki Husiler de bölgesel çatışma çemberini genişleterek Kızıldeniz kıyısındaki Eilat şehrine füze saldırıları düzenlediklerini duyurdu.
Olası kara harekatı ve Harg Adası
Sahadaki verilere ve analizlere göre sahadaki en belirgin gelişme, ABD’nin olası bir kara müdahalesine dair artan söylentiler. Raporlar, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Hürmüz Boğazı çevresindeki kıyıya yakın füze rampalarını imha etmek amacıyla İran’ın güney kıyı bölgelerini hedef alan bir kara harekatı üzerinde çalıştığını gösteriyor.
Bölgedeki deniz piyadeleri ve keşif birimlerini taşıyan “USS Tripoli” amfibi hücum gemisinin CENTCOM operasyon bölgesine ulaşması ve “USS Boxer” gemisinin Japonya’dan yola çıkması, ABD’nin bölgedeki amfibi (çıkarma) kapasitesini güçlendirdiğinin bir işareti olarak değerlendiriliyor. Bu verilere göre, olası bir kara harekatı yaklaşık iki ay sürebilir ve İran topraklarının derinliklerine ilerlemekten ziyade plajların ve kıyı şeridinin kontrolünü sağlamaya odaklanabilir. Ayrıca ABD’nin, ülkenin ekonomik can damarı olarak tanımlanan ve önemli petrol tesislerine ev sahipliği yapan Harg (Kharg) Adası’nı ele geçirmeye çalışabileceği belirtiliyor.
Stratejik derinlik ve hedeflerin değişimi
Askeri ve stratejik uzman Kurmay Albay Nidal Ebu Zeyd, İran içindeki hedeflerin doğasında belirgin bir değişim yaşandığını ve saldırıların “yüksek hassasiyetli stratejik derinliğe” ulaştığını belirtti.
Ebu Zeyd, saldırıların Yezd (orta kesim) gibi karmaşık bir coğrafi yapıya sahip bölgelere uzanmaya başladığını belirterek, İran’ın yer altı “füze şehirleri” inşa etmek için dağlık ve çöl arazisinden faydalandığını, bunun da ABD’nin hava üstünlüğünün etkinliğini sınırladığını ifade etti.
Kara müdahalesi ihtimallerini değerlendiren askeri uzman, hava üstünlüğünün tek başına savaş kazandırmayacağını vurgulayarak, “Hava gücü toprak tutmaz ve savaşı bitirmez” dedi; bu durumun sahada kara birliklerinin varlığını zorunlu kıldığını açıkladı. Ebu Zeyd’e göre, ABD’nin olası bir kara müdahalesindeki amacı İran topraklarını işgal etmek değil, füze rampalarını etkisiz hale getirmek ve deniz yollarını güvence altına almak için “kıyıları tutmak” ve Hürmüz Boğazı yakınlarındaki sahil bölgelerini güvenceye almak olacak.
“Winchester” alarmı: Mühimmat tükeniyor
Albay Ebu Zeyd, her iki tarafta da giderek artan bir yıpranma olduğuna dair işaretler bulunduğunu açıkladı. Amerikan raporlarında, mühimmatın tükenmek üzere olduğunu gösteren askeri bir terim olan “Winchester” kelimesinin kullanıldığını ortaya koydu.
ABD’nin 30 gün içinde 3 ila 4 binlik Tomahawk füze stokundan yaklaşık 850’sini kullandığını belirten Ebu Zeyd, bunun füze kapasitesi üzerindeki artan baskıyı yansıttığını söyledi. Öte yandan İran’ın da fırlatma rampaları ve güdüm sistemlerinde ciddi bir yıpranma yaşadığını, bunun vuruş hassasiyetine yansıdığını ve füzelerin çoğunun ya havada imha edildiğini ya da açık alanlara düştüğünü sözlerine ekledi.


