Demokratlar İsrail'in nükleer sırrı için baskıyı artırıyor
Dünya

Demokratlar İsrail’in nükleer sırrı için baskıyı artırıyor

Washington ve Tahran arasındaki gerilim askeri bir yıpratma savaşına dönüşürken, ABD iç siyasetinde İsrail’in nükleer kapasitesine dair ezber bozan bir hamle geldi. Temsilciler Meclisi Üyesi Joaquin Castro liderliğindeki 30 Demokrat vekil, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderdikleri mektupta, İsrail’in nükleer silah varlığının resmen tanınması gerektiğini savundu.

“Sessizlik politikası tutarsızlık yaratıyor”

Milletvekilleri, Orta Doğu’da nükleer silahsızlanma politikası yürütürken bölgedeki ana aktörlerden birinin nükleer kapasitesini görmezden gelmenin “tehlikeli bir tezat” olduğunu belirtti. Mektupta, “Böylesine hassas bir ortamda yanlış hesaplama ve tırmanma riski teorik olmaktan çıkmıştır” ifadesi kullanılarak, resmi sessizliğin diplomatik tutarlılığı zayıflattığı vurgulandı.

Tarihi arka plan ve nükleer muamma

ABD ile İsrail arasındaki “nükleer belirsizlik” anlaşması, 1969 yılında Richard Nixon ve Golda Meir arasında yapılan gayriresmi bir mutabakata dayanıyor. Bu anlaşma çerçevesinde İsrail nükleer deneme yapmayacağını veya ilan etmeyeceğini taahhüt ederken, ABD de bu tesisleri uluslararası denetimden korumayı kabul etmişti.

İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) imzacısı olması ve tesislerinin uluslararası denetime tabi tutulmasına karşın, İsrail’in Dimona nükleer reaktörü hiçbir denetim altında bulunmuyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre İsrail’in yaklaşık 80 nükleer başlığa sahip olduğu tahmin edilse de, uzmanlar bu sayının yüzlerce olabileceğini öngörüyor.

Askeri yardımların önündeki yasal engel

Washington’ın bu “açık sırrı” koruma ısrarı, sadece stratejik değil aynı zamanda hukuki nedenlere dayanıyor. ABD yasaları, uluslararası güvence sistemine tabi olmayan ve nükleer silaha sahip olan ülkelere askeri yardım yapılmasını kısıtlıyor. İsrail’in nükleer bir güç olduğunun resmen kabul edilmesi, Washington’ın Tel Aviv’e yönelik milyarlarca dolarlık askeri yardım akışını hukuki bir çıkmaza sokabilir.

“Samson Seçeneği” endişesi

Kapalı kapılar ardında ise Trump yönetiminin, İsrail’in nükleer silah kullanma eşiğinin düşmesinden endişe ettiği belirtiliyor. Mart 2026’da İran’ın Dimona yakınlarındaki bölgeleri vurmasıyla derinleşen kriz, İsrail’in yenilgi ihtimaline karşı nükleer silahla topyekûn bir yanıt vermesini öngören “Samson Seçeneği” senaryolarını yeniden tartışmaya açtı. Bu durum, sadece bölgesel bir savaşı değil, küresel bir felaketi tetikleme potansiyeli taşıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir