İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgesel gerilimin tırmandığı ve ABD’nin Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz ablukasının sıkılaştığı bir dönemde kritik bir ziyaret için Pekin’e ulaştı. Çinli mevkidaşı Vang Yi ile bir araya gelen Arakçi, Tahran’ın Batı destekli izolasyon politikalarını kırmak için Çin’in ekonomik ve diplomatik ağırlığını devreye sokmayı hedefliyor.
Stratejik ortaklık ve enerji güvenliği
Ziyaretin merkezinde, Washington’ın “jeo-ekonomik terör” olarak nitelendirilen baskılarına karşı Çin’in İran petrolünü almaya devam etmesi yer alıyor. Tahran yönetimi, deniz ablukasının ülke ekonomisini felç etmesini önlemek amacıyla Pekin’den 20 milyar dolarlık bir finansman desteği ve temel ürün ithalatı için kolaylık talep ediyor. Bu desteğin, uzun vadeli petrol anlaşmaları ve Rusya ile Çin arasında geliştirilen alternatif mali mekanizmalar üzerinden yürütülmesi planlanıyor.
Diplomatik siper: BM Güvenlik Konseyi
İranlı uzmanlar, Arakçi’nin çantasında Tahran’ın 14 maddelik barış planının da bulunduğunu belirtiyor. İran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Çin’in veto gücünü kullanarak, ABD’nin askeri operasyonlarına meşruiyet kazandıracak olası kararların önüne geçmeyi amaçlıyor. Pekin’in, Washington liderliğindeki çok uluslu deniz koalisyonlarına mesafeli durması, Tahran için en önemli diplomatik kazanımlardan biri olarak görülüyor.
Trump öncesi hamle
Arakçi’nin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin’e yapması beklenen resmi ziyaret öncesinde gerçekleşmesi açısından da stratejik bir önem taşıyor. Tahran, Çin ile olan 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşmasına sadık kalarak, Washington ve Pekin arasındaki büyük pazarlıklarda İran’ın bir “koz” olarak kullanılmasını engellemeye çalışıyor.
Çin ise bölgede “temkinli bir denge” politikası izleyerek, hem enerji arz güvenliğini korumayı hem de ABD’nin Orta Doğu’daki kaynaklarını tüketmesini izlemeyi sürdürüyor. Pekin’in bu krizdeki tutumu, İran’ın deniz ablukasına karşı direnç kapasitesini doğrudan etkileyecek.

