ABD ve Suriye arasında yeni dönem: Stratejik ortaklık mı, bölgesel dengeler mi?

Suriye'deki yeni yönetim ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, yıllar süren izolasyonun ardından hızlı bir normalleşme sürecine girdi. Şam'ın aktif diplomasisi ve Washington'ın bölgeyi yeniden yapılandırma isteği, Suriye'yi bölgesel istikrarın "köşe taşı" haline getiriyor.

ABD ve Suriye arasında yeni dönem: Stratejik ortaklık mı, bölgesel dengeler mi?

Suriye ve ABD arasındaki ilişkiler, Mayıs 2026 itibarıyla stratejik bir dönüşümün eşiğinde. Uzmanlar, bu sürecin 1990’lardaki teknik barış görüşmelerinden çok daha derin, Suriye’nin küresel sistemdeki yerini yeniden tanımlayan bir mahiyette olduğunu belirtiyor.

Şam’ın yeni jeopolitik rotası

Suriye, geleneksel İran ve Rusya ekseninden uzaklaşarak Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi ABD müttefiki bölgesel güçlerle angajmana girmiş durumda. Bu yeni konumlanma, Washington tarafından Orta Doğu’yu bir “istikrar ve kalkınma havzasına” dönüştürme planının kritik bir parçası olarak görülüyor. Özellikle Mayıs 2025’teki Riyad toplantısında ABD yaptırımlarının tamamen kaldırılması, bu yeni “altın çağın” en somut göstergesi kabul ediliyor.

İsrail faktörü ve Trump’ın “Kırmızı Kartı”

İlişkilerdeki en büyük risk unsuru, İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin askeri hareketliliği olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya Suriye ve Lübnan dosyalarındaki sert tutumu nedeniyle baskı uyguladığı, hatta geçtiğimiz yılın sonunda Florida’da yapılan görüşmede “kırmızı kart” gösterdiği ifade ediliyor. Washington, İsrail’in güvenliğini öncelemekle birlikte, Netanyahu’nun iç siyasi hesaplarla Suriye sahasını bir gerilim hattı olarak kullanmasından rahatsızlık duyuyor.

Enerji koridoru ve ekonomik entegrasyon

Suriye’nin yeniden önem kazanmasının arkasındaki temel nedenlerden biri de jeopolitik konumu. Güneydoğu Asya ve Hindistan’ı Avrupa’ya bağlayan enerji ve ticaret yolları üzerinde yer alan Suriye, Washington’ın Çin’in yükselişine karşı bölgeyi ekonomik olarak entegre etme stratejisinde hayati bir rol oynuyor.

Güvenlik iş birliği ve DEAŞ ile mücadele

Jusoor Araştırma Merkezi’nden Reşid Horani, ABD-Suriye ilişkilerinin artık “test” aşamasından “iş birliği” aşamasına geçtiğine dikkat çekiyor. Suriye’nin DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katılması ve bölgesel güvenlik sistemine dahil edilmesi, bu iş birliğinin en net kanıtı. Ancak Washington, bu desteğin karşılığı olarak Şam’dan Rus askeri varlığını azaltmasını ve İran nüfuzunu tamamen sonlandırmasını bekliyor.

Sonuç: Dengeli bir diplomasi

Suriye, askeri caydırıcılık yerine “müzakereci stratejiyi” benimseyerek uluslararası meşruiyetini geri kazanmaya çalışıyor. Washington’ın Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yürütülen müzakerelere destek vermesi ve Şam’ın bölgesel çatışmalardan uzak durma eğilimi, bu yeni denklemi güçlendiriyor. Ancak bu yolun sürdürülebilirliği, İsrail’in güvenlik kaygıları ile ABD’nin bölgedeki yeni düzen kurma arzusu arasındaki hassas dengeye bağlı kalmaya devam edecek.

ABD ve Suriye arasında yeni dönem: Stratejik ortaklık mı, bölgesel dengeler mi?
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.