ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) tarafından çarşamba günü yayımlanan resmi rapor, küresel enerji piyasalarında alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Rapora göre, dünyanın en zengin ekonomilerinin elinde bulundurduğu petrol stokları, en son George W. Bush döneminde (2003 yılında) görülen en düşük seviyeye geriledi.
Stoklardaki bu tarihi düşüşün ana nedeni olarak, Orta Doğu petrolünün dünyaya açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde deniz trafiğine kapalı kalması gösterildi. Küresel enerji sektörü, arzda yaşanan bu akut açığı kapatabilmek amacıyla ticari depoları ve stratejik acil durum petrol rezervlerini (SPR) sonuna kadar kullanmak zorunda kalıyor.
Günlük Rezerv Eritme Miktarı Milyonlarca Varili Buldu
EIA verileri, küresel arz zinciri üzerindeki benzeri görülmemiş baskıyı rakamlarla ortaya koydu. Kurumun projeksiyonlarına göre:
- Küresel petrol stoklarının içinde bulunulan çeyrekte günlük 6,3 milyon varil azalması bekleniyor.
- Bu düşüş trendinin yılın üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Eylül dönemi) daha da derinleşerek günlük 7,66 milyon varil ek kayba ulaşacağı tahmin ediliyor.
Bu krizden, aralarında ABD, Kanada, Japonya, İsrail, İngiltere ve Fransa gibi sanayi devlerinin de bulunduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 38 üye ülkesi doğrudan etkilendi. OECD ülkeleri, Orta Doğu’dan gelen ham petrol akışının durmasıyla iç piyasa ihtiyaçlarını karşılamakta büyük bir lojistik savaş veriyor.
Amerika Enerjide İhracat Rekoruna Koşuyor
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz nakliyatının felç olması, küresel rotaların zorunlu olarak ABD petrolüne yönelmesine yol açtı. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nin ham petrol ve petrol ürünleri net ihracatının geçtiğimiz nisan ayında günlük 5,8 milyon varil ile tüm zamanların en yüksek seviyesine fırlamasını sağladı.
Amerikalı enerji yetkilileri, ABD’nin geçen yıl günlük sadece 1,4 milyon varil olan yıllık net ihracat ortalamasının, bu yıl genelinde günlük 4,2 milyon varile yükseleceğini öngörüyor.
Askeri Gerilim Enerjiyi Baltalıyor: Piyasalardaki bu darboğaz, bölgedeki askeri hareketlilikle doğrudan bağlantılı seyrediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer müzakerelerdeki gecikme nedeniyle İran’ın “ağır bir bedel ödeyeceğini” ilan etmesi ve buna karşılık Basra Körfezi’nde ticari tankerleri hedef alan karşılıklı ataklar, 1980’lerdeki “Tanker Savaşları” hafızasını yeniden canlandırdı. Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin yüksek güvenlik riski ve sigorta maliyetleri barındırması, enerji krizini küresel ekonomiyi tehdit eden kalıcı bir unsura dönüştürüyor.

