Gündem

Hedef genişledi: 1. ayda değişen savaş haritası

ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden savaş ikinci ayına girerken, askeri hedeflerin haritasında dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Saldırıların yoğunluğu, hedeflerin niteliği ve coğrafi yayılımı her iki taraf için de genişlemiş durumda.

Al Jazeera’nin hazırladığı interaktif haritaya göre savaşın ilk günü eşi benzeri görülmemiş bir yoğunluğa sahne oldu. İran’ın savunma kapasitesini hızla felç etmek amacıyla sadece 12 saat içinde başkent Tahran ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 900 hedef vuruldu. İlerleyen günlerde bu “hedef bankası”, İsfahan ile Kirmanşah ve Tebriz gibi batı/kuzeybatı bölgelerini de içine alacak şekilde füze rampalarına ve askeri altyapıya doğru genişledi. Daha sonra hedeflerin arasına Natanz gibi nükleer tesisler, Firuzabad ve Huzistan’daki enerji ve çelik üretim merkezleri ile Yezd ve Erak’taki yeni stratejik noktalar eklendi.

ABD ve İsrail’in Dört Aşamalı Stratejisi

Askeri ve Stratejik Uzman Tuğgeneral Hasan Cuni’ye göre, ABD ve İsrail’in hedef haritası, İran’ın askeri kapasitesini tamamen yok etmek, komuta sistemini çökertmek ve ekonomik sürdürülebilirliğini kırmak üzerine kurulu net bir stratejiyle inşa edildi:

  • 1. Aşama (Hava Üstünlüğü): Hava savunma sistemleri hedef alındı (İlk günkü yoğunluğun temel nedeni).

  • 2. Aşama (Ateş Gücünün Felci): Füze fırlatma rampaları ve stratejik mühimmat depoları imha edildi.

  • 3. Aşama (İç Güvenlik): Devrim Muhafızları ve Besic karargahları vuruldu (31 eyaletin 29’u hedef alındı).

  • 4. Aşama (Ekonomik Çöküş): Ülkenin ekonomik gücünü boğmak amacıyla enerji ve çelik sektörleri hedef alındı.

İran’ın Yanıtı: “Az Sayıda Ama Nitelikli” Füzeler

Savaşın ilk gününde İsrail’e ve bölgedeki hedeflere yaklaşık 1.200 balistik füze ve İHA fırlatan İran, ilerleyen süreçte bu sayıyı %90 oranında azalttı. Ancak bu düşüş, niteliksel bir gelişmeyi beraberinde getirdi.

Tuğgeneral Cuni’ye göre İran’ın stratejisi, “İsrail’in güvenlik istikrarını kaybettirmek” üzerine kurulu. Tahran, atış sayısını rasyonel bir şekilde kullanarak füzelerin önlenmesini zorlaştırmak için İsrail’in füze savunma sistemlerini hedef alıyor. Savaşın başından bu yana toplam 2.500 balistik füze ve 3.500 İHA fırlatan İran, hava savunmalarını aşmak ve yıkıcı etkiyi artırmak için çoklu savaş başlığına sahip “Hayber Şiken”, “Siccil” ve “Hürremşehr-4” gibi daha gelişmiş füzeleri sahaya sürdü. Bu füzelerle özellikle Tel Aviv, Hayfa, Necef (Negev) ve Dimona gibi hayati bölgeler hedef alınıyor.

Husilerin (Ensarullah) Devreye Girmesi

Savaşın gidişatındaki en önemli kırılmalardan biri de Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) İsrail’e füze fırlatarak çatışmaya dahil olmasıydı. Tuğgeneral Cuni, bu adımı İran’ın stratejisinde “ek bir koz” olarak nitelendiriyor.

Husilerin konumu ve Babülmendep Boğazı’nı etkileme kapasiteleri, İran’a Hürmüz Boğazı’na paralel yeni bir jeopolitik baskı kartı sunuyor. Bu durumun sürpriz olmadığını belirten Cuni, cephelerin sahadaki gelişmelere göre kademeli olarak etkinleştirildiğini vurguluyor.

Gelinen noktada savaş kritik bir dönemeçte: Ya Pakistan ve diğer bölgesel aktörlerin yürüttüğü diplomatik çabalar başarıya ulaşacak ya da İran’ın elindeki diğer stratejik kartları da masaya süreceği çok daha geniş çaplı bir bölgesel felakete sürüklenecek.

Daily Ummah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir