İslam

Mescid-i Aksa 30 gündür kapalı: Ezanlar sustu, cemaat yok!

İsrail işgal makamları, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı sonrası ilan edilen olağanüstü hali (OHAL) bahane ederek, Mescid-i Aksa’yı arka arkaya 30 gündür kapalı tutmaya ve cemaatin girişini engellemeye devam ediyor.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’ne bildirilen karara göre, İsrail makamları Mescid-i Aksa’yı 15 Nisan 2026’ya kadar kapalı tutmayı kararlaştırdı. Bu adım, Kudüs’ün 1967’deki işgalinden bu yana yaşanan en uzun süreli kapatma kararı olarak tarihe geçti.

Sıkı kısıtlamalar ve sokaklarda ibadet

Geçtiğimiz cuma namazının Mescid-i Aksa’da kılınmasını engelleyen kısıtlamalar sosyal medyada geniş yankı buldu. İsrail polisinin Eski Şehir’in girişlerinde ve cami kapılarında yoğun bir şekilde konuşlanması nedeniyle yüzlerce Filistinli namazlarını sokaklarda kılmak zorunda kaldı.

Aktivistler, Eski Şehir sokaklarında dolaşarak, “Aksa sizi çağırıyor, Aksa tehlikede! Ey cemaat Aksa’ya yürüyün!” diye seslenen yaşlı bir Filistinlinin görüntülerini paylaştı. Baskılar sadece Müslümanlarla sınırlı kalmadı; Kıyamet Kilisesi’nin de ziyaretçilere ve ibadete kapalı kalması, kutsal şehri çevresinden izole eden kapsamlı bir politikanın yansıması olarak değerlendiriliyor.

Aktivistlerin ve sosyal medyanın öfkesi

Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının üzerinden tam bir ay geçerken, sosyal medya kullanıcıları ve aktivistler ibadet özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik tepkilerini dile getirdi. Kullanıcılar, İsrail’in “OHAL” bahanesinin asılsız olduğunu belirterek şu yorumlarda bulundu:

  • “Akıl alır gibi değil! Mescid-i Aksa 30 gündür kapalı, ne namaz kılınıyor ne ezan okunuyor. Ümmet ise sanki ne görüyor ne de duyuyor; bu nasıl bir terk edilmişliktir?”

  • “Peygamberin (s.a.v) İsra mekanında 30 gündür ezanlar suskun… Bu sıradan bir sessizlik değil, ümmetin vicdanının klinik ölümüdür. Ramazan’ın son cuması, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı bile cemaatsiz, namazsız geçti.”

Gözlemciler, Arap ve İslam dünyasından güçlü ve eylemsel bir tepki gelmemesinin, OHAL bahanesinin Kudüs’teki diğer sinagog veya bölgelere uygulanmamasına rağmen İsrail’i Aksa’yı kapalı tutma konusunda cesaretlendirdiğini vurguluyor.

Zamansal ve mekansal bölünme tehlikesi

Uzmanlar ve aktivistler, işgal hükümetinin sahadaki yeni gerçeklikleri dayatma çabalarıyla birlikte Mescid-i Aksa’nın on yıllardır en tehlikeli aşamasından geçtiği konusunda uyarıyor:

  • Eşit Bölünme Planı: İsrail hükümeti, Yahudi yerleşimcilerin baskın sürelerini günde 9 saate çıkararak, Müslümanlara ayrılan süreyle Mescid-i Aksa içinde “eşit bir bölünme” (zamansal taksim) yaratmayı hedefliyor.

  • Kalıcı Yahudi Varlığı: Tam bir zamansal bölünme dayatarak, Yahudi varlığını Aksa’nın günlük programının kalıcı bir parçası haline getirmek ve mekanın dini işlevini kökten değiştirmek amaçlanıyor.

  • Doğu Avlusunun Kontrolü: Bab er-Rahme (Rahmet Kapısı) bölgesindeki cemaate baskı yapılarak ve Dar’ul Hadis alanı ihlal edilerek, Mescid-i Aksa’nın doğu kısmının tamamen kontrol altına alınması ve Yahudileştirilmesi planlanıyor.

Daily Ummah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir