Suriye’nin Kuneitra kırsalında yer alan ve çoğunluğu Dürzi nüfustan oluşan Hader köyü, geçtiğimiz günlerde İsrail ordusunun gerçekleştirdiği ev baskınları ve askeri ihlaller nedeniyle hareketli saatler yaşıyor. Köy halkı ve kanaat önderleri, bir araya gelerek yayımladıkları görüntülü bildiriyle İsrail güçlerinin uygulamalarını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Halk, askerlerin evlere yaptığı ani baskınların kadınlar ve çocuklar üzerinde yarattığı psikolojik travmaya dikkat çekerken, tarım arazilerine erişim konusunda getirilen kısıtlamaların köy ekonomisini ve yaşam düzenini felce uğrattığını belirtti.
“Haysiyetimiz dokunulmazdır”
Yayımlanan bildiride, İsrail güçlerinin köylülerin bireysel silahlarına el koyma girişimi de eleştirildi. Köy temsilcileri, ellerinde bulunan silahları herhangi bir saldırı veya güç gösterisi için değil, tamamen “topraklarını, ırzlarını ve onurlarını” korumak amacıyla bulundurduklarını vurguladı.
“Savunma hakkımızı kullanırız”
Köy halkı, kutsallarına ve topraklarına yönelik saldırıların devam etmesi durumunda sessiz kalmayacaklarının altını çizdi. Yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
-
Meşru Müdafaa: Baskınların sürmesi halinde “meşru müdafaa” haklarını kullanacakları açıkça belirtildi.
-
Çözüm Arayışı: Halk, onurlarının ve kutsallarının güvence altına alınması ve huzurlu bir ortak yaşamın sağlanması durumunda silahların bırakılmaya hazır olduğunu bildirdi.
-
Çağrı: Köy yönetimi, başta Golan Tepeleri, Lübnan ve Suriye olmak üzere, bölgedeki Dürzi toplumuna (Muvahhid Dürziler) seslenerek, yaşanan bu sürece karşı sorumluluk ve sağduyu ile hareket etme çağrısında bulundu.
Bölgesel dengeler ve 1974 ihlalleri
Kuneitra bölgesindeki bu gerilim, Aralık 2024’te Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından oluşan yeni jeopolitik gerçeklik ile doğrudan bağlantılı. Bölgedeki kaynaklar, İsrail’in bu durumu fırsat bilerek 1974 tarihli “Güç Kullanmama ve Kuvvetlerin Ayrılması” (Disengagement) anlaşmasını fiilen ihlal ettiğini belirtiyor.
İsrail ordusunun, tampon bölge içerisinde yeni askeri noktalar oluşturarak sınır hattını fiilen genişlettiği gözlemleniyor. Hader köyünde yaşanan son baskınlar, hem yerel halkın güvenliğine yönelik endişeleri artırıyor hem de bölgedeki “yeni normal”in sınır hattındaki çatışma riskini ne kadar yükselttiğini gözler önüne seriyor.



