Husilerin, Suudi Arabistan’daki Abha Uluslararası Havalimanı’nı balistik füzeler ve İHA’larla hedef aldığını duyurmasının ardından, dijital platformlarda ciddi bir bilgi kirliliği yaşandı. Husilerin açıklamasının hemen ardından, sosyal medyada havalimanının vurulduğunu, büyük bir paniğin yaşandığını ve tesisin devre dışı kaldığını iddia eden çok sayıda video paylaşıldı.
Bu videolar, milyonlarca takipçisi olan sayfalar tarafından “Abha Havalimanı’ndan ilk görüntüler” başlığıyla servis edildi. Paylaşımlarda, dumanların yükseldiği, insanların kaçıştığı ve tesisin ağır hasar aldığına dair yanıltıcı sahneler yer aldı.
Videoların gerçek kökeni ortaya çıktı
Yapılan doğrulama çalışmaları, paylaşılan görüntülerin Abha Havalimanı’ndaki olayla hiçbir ilgisinin olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. İncelenen videoların, çok daha eski tarihlerde gerçekleşmiş farklı olaylara ait olduğu belirlendi:
-
Aramco Yangını (2022): Havalimanı saldırısı diye paylaşılan büyük yangın ve araçların hareketliliği görüntüleri, Mart 2022’de Suudi Arabistan’daki bir Aramco tesisinde meydana gelen yangına ait çıktı.
-
Hudeyde Saldırısı (2025): Sosyal medyada “Abha’nın bombalanma anı” olarak servis edilen bir diğer görüntünün, İsrail’in 2025 yılında Yemen’in Hudeyde limanına düzenlediği saldırıya ait olduğu anlaşıldı.
-
Eski İHA Görüntüleri: Paylaşılan İHA saldırısı videolarının ise, aylar öncesine ait arşiv görüntüleri olduğu ve bağlamından koparılarak yeniden dolaşıma sokulduğu tespit edildi.
Bölgesel gerilim ve resmi uyarılar
Söz konusu dezenformasyon, Yemen’deki çatışmaların tekrar hareketlendiği bir döneme denk geldi. Husilerin Abha Havalimanı’nı hedef aldığını iddia ettiği süreçte, Yemen’deki Sanaa Uluslararası Havalimanı’nın pistine de saldırılar düzenlendi. Bu durum, bölgedeki askeri hareketliliğin yarattığı hassasiyetin, dezenformasyonun yayılmasını kolaylaştırdığını gösteriyor.
Suudi Arabistan’dan çağrı
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, dijital ortamda yayılan bu tür manipülatif videolara karşı vatandaşları uyardı. Bakanlık, halktan doğrulanmamış ve anonim kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmemelerini, güvenlik ve operasyonel konularda yalnızca resmi kanallardan yapılan açıklamaları dikkate almalarını istedi.
Bu olay, dijital çağda askeri çatışmaların sadece sahada değil, sosyal medya üzerinden bir “bilgi savaşı” olarak da yürütüldüğünü bir kez daha kanıtladı.



