Avrupa kıtası, derinleşen hayat pahalılığı, fahiş kira artışları, eğitim bütçelerindeki kesintiler ve kamu hizmetlerindeki gerilemenin körüklediği geniş çaplı bir protesto dalgasıyla sarsılıyor. Barışçıl gösterilerin yer yer polisle şiddetli çatışmalara, kamu binalarının kundaklanmasına ve yağma olaylarına dönüştüğü ülkelerde hükümetler, hem güvenlik hem de siyasi açıdan son yılların en zorlu sınavlarından birini veriyor.
Uluslararası basının yakından takip ettiği gösterilerde her ülkenin kendine özgü dinamikleri öne çıksa da, kitlelerin ortak paydasını eriyen alım gücü ve geleceğe dair duyulan derin güvensizlik oluşturuyor.
Fransa’da 800 bin kişi sokakta: Güvenlik zaafı tartışılıyor
Protestoların merkez üssü konumundaki Fransa’da tansiyon düşmüyor. Fransız Libération gazetesi, 17 Ekim’de ülke genelinde düzenlenen gösterilere 500 bin ila 800 bin arasında kişinin katıldığını ve katılımın hükümet beklentilerini aştığını yazdı. Başkent Paris ve Limoges gibi kentlerde kamu binalarının ateşe verilmesi ve dükkanların yağmalanması, polisin müdahale stratejisine yönelik ağır eleştirileri beraberinde getirdi.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron istihbarat ve güvenlik hazırlıklarının gözden geçirilmesi çağrısında bulunurken; İngiliz basını (The Independent ve The i Paper), eylemlerin sadece bir öğrenci hareketi olmaktan çıkıp genel bir toplumsal öfkeye dönüştüğünü ve bu tablonun 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde aşırı sağ ile popülist solun elini güçlendirdiğini vurguluyor.
İtalya’da sokak çatışması, Portekiz’de “Çadır Kent” eylemi
Kıtanın güneyinde de benzer bir huzursuzluk dalgası yaşanıyor:
- İtalya (Milano): The Guardian’ın aktardığına göre Milano’da barışçıl başlayan yürüyüş, maskeli grupların barikatlar kurup polise taş ve molotoflarla saldırmasıyla çatışmaya dönüştü. Tazyikli su ve gazla müdahale eden polis 50’ye yakın göstericiyi gözaltına aldı. Başbakan Giorgia Meloni şiddeti sert bir dille kınarken, protesto hakkının şehirleri yakıp yıkmayı meşrulaştıramayacağını belirtti.
- Portekiz (Lizbon ve Porto): Lizbon’un tarihi Rossio Meydanı’nda çadırlar kuran binlerce gösterici, barınma krizini protesto etti. Resmi verilere göre 2015-2024 yılları arasında konut fiyatlarının yüzde 124 arttığı ülkede, çalışan kesimlerin dahi barınma imkanından mahrum kaldığı ifade ediliyor. Eylemciler düşük ücretler ve yetersiz emekli maaşlarına karşı acil önlem talep ediyor.
Arnavutluk’ta yolsuzluk isyanı, Belçika’da “Modern Jandarma” hazırlığı
Balkanlar ve Batı Avrupa hattında da kriz farklı boyutlarıyla tırmanışta:
- Arnavutluk (Tiran): Fransız Le Figaro, Başbakan Edi Rama hükümetine karşı gençlerin ve öğrencilerin başlattığı eylemlerin başkent dışına taştığını duyurdu. Yüksek yurt ve eğitim masraflarının yanı sıra derinleşen yolsuzluğa tepki gösteren gençlerin eylemlerine polis plastik mermi ve gazla karşılık verdi. Muhalefet istifa çağrısı yaparken Rama, olayların arkasında ülkenin AB üyelik sürecini baltalamak isteyen dış güçler olduğunu öne sürdü.
- Belçika: The Brussels Times’ın haberine göre Belçika Savunma ve İçişleri bakanlıkları, kitlesel isyan ve yağma olaylarının polisin kapasitesini aşması ihtimaline karşı askeri eğitimli bir polis rezerv gücü (“Modern Jandarma”) kurmayı masaya yatırdı.
Uluslararası analizler, Avrupa başkentlerindeki huzursuzluğun geçici bir tepkiden ziyade kronikleşen ekonomik eşitsizliklerin ve aşınan refah devleti modelinin bir sonucu olduğunu gösteriyor. Güvenlik tedbirlerinin sokaktaki öfkeyi bastırmada yetersiz kaldığına işaret eden uzmanlar, hükümetlerin hayat pahalılığı ve barınma krizine kalıcı çözümler üretememesi halinde toplumsal patlamaların daha da derinleşeceği uyarısında bulunuyor.

















