Batı Şeria’daki Filistin köylerinde yerleşimci saldırıları ve İsrail askerlerinin müdahaleleri nedeniyle insani kriz derinleşiyor. Bölge halkı, topraklarını ve mülklerini korumaya çalışırken hem radikal yerleşimcilerin şiddetiyle hem de ordu operasyonlarıyla karşılaştıklarını, yaşananları “aynı anda iki orduyla savaşmak” şeklinde özetliyor.
Uluslararası basına yansıyan son raporlar ve tanık ifadeleri, bölgedeki baskıların sistematik bir hal aldığını gözler önüne seriyor.
İki ateş arasında kalan köylüler
Ramallah’ın kuzeydoğusundaki köylerde yaşayan Filistinliler, günlük yaşamlarında ağır ihlallerle yüzleşiyor. Burka köyünden adını vermek istemeyen bir ilçe sakini, yerleşimcilerin tarlaları ateşe verdiğini, ardından İsrail askerlerinin bölgeye gelerek onlarca sivili darp ettiğini ve ellerini bağlayarak zorla alıkoyduğunu aktarıyor.
Benzer şekilde, El-Halayel bölgesinden Hedaya adlı bir kadın, yerleşimcilerin babasını ezme girişimine karşı çıktığı için defalarca gözaltına alındığını, maruz kaldıkları baskı ve tehditler yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.
“Tutuklamalar saldırıları kolaylaştırmak için yapılıyor”
Filistin Esirler Cemiyeti, son dönemde yerleşimci saldırılarının yoğunlaştığı köylerde İsrail güçlerinin toplu gözaltı dalgaları başlattığına dikkat çekiyor. Özellikle El-Mugayyir, Musafir Ytta ve Nablus çevresindeki köylerde, direniş gösterebilecek gençlerin ve aile reislerinin idari gözaltılarla hedef alındığı belirtiliyor.
İnsan hakları gözlemcilerine göre bu strateji, köyleri savunmasız bırakarak yerleşimcilerin arazi ele geçirme ve mülk gasp etme faaliyetlerini engelsiz bir şekilde sürdürmesini amaçlıyor.
Uluslararası hukuka meydan okuyan genişleme
Uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri ve yeni yol yapımları hız kesmeden devam ediyor. Ekim 2023’ten bu yana tırmanışa geçen çatışma ortamı, bölgede binlerce sivilin yaşamını yitirmesine veya yaralanmasına yol açarken, on binlerce Filistinli de gözaltına alındı.
Yerel halk, artan askeri baskı ve yerleşimci terörüne rağmen topraklarını terk etmemek için direnişini sürdürüyor, ancak her geçen gün daha yalnız ve tehlikeli bir tablonun içinde hayatta kalmaya çalışıyor.

















