İşgal altındaki Batı Şeria genelinde, yerleşimcilerin Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik saldırılarında son 24 saatte belirgin bir artış yaşandı. Bölge kaynaklarından ve hak örgütlerinden gelen raporlar, saldırıların konutlardan tarım arazilerine kadar geniş bir yelpazeyi hedef aldığını ortaya koyuyor.
Ramallah’ta Bedevi topluluklarına baskı
Ramallah bölgesinde yerleşimciler, özellikle Bedevi topluluklarının yaşadığı alanları hedef alıyor. Al-Baidar İnsan Hakları Örgütü’nden yapılan açıklamaya göre, Ramallah’ın doğusundaki Taybe köyü yakınlarında yaşayan Mleihat ailesine ait Bedevi yerleşimi saldırıya uğradı.
Saldırganların, bölgedeki Bedevi ailelerin temel yaşam kaynağı olan su tanklarını deldiği, giriş kapılarını söktüğü ve yerleşimi çevreleyen çitlere ciddi zarar verdiği bildirildi. Örgüt, temel altyapının hedef alınmasının bölge sakinlerinin yaşam istikrarını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Aynı bölgedeki Sinjil kasabasının kuzeybatısında ise yerleşimcilerin, yeni bir kaçak karavan yerleşimi kurarak bölgedeki inşaat faaliyetlerini genişlettikleri görüldü.
Nablus’ta kundaklama olayı
Nablus’un kuzeybatısındaki Beit Amarin köyünde ise bir araç kundaklama vakası yaşandı. Yerel kaynakların aktardığına göre, köye baskın düzenleyen bir grup yerleşimci, Bilal Abde isimli vatandaşa ait aracı ateşe verdi. Köylülerin müdahalesi sonucu yangın kontrol altına alınsa da, olay bölgedeki sivil mülkiyetin güvenlik riskini gözler önüne serdi.
Ürdün Vadisi ve Hebron’da gerilim sürüyor
Saldırılar yalnızca mülk tahribatıyla sınırlı kalmıyor; bölgedeki askeri ve idari baskılar da devam ediyor.
- Ürdün Vadisi (Al-Hamma): “Yerleşim Konseyi” olarak bilinen yapıya bağlı ekiplerin, bölgedeki Filistinli konutlarını kayıt altına almak için fotoğraf ve video çekimi yaptığı rapor edildi. Yerel halk, bu durumun zorla tahliye veya ev yıkımları için bir ön hazırlık olmasından endişe ediyor.
- Hebron (Susiya): Susiya köyü civarında ise bir yerleşimci, sabah saatlerinde Filistinli çobanların bulunduğu meraya girerek tacizde bulundu. Çobanların hayvanlarını otlatmalarına engel olmaya çalışan yerleşimcinin müdahalesi, kırsal bölgelerdeki yaşam alanlarına yönelik kısıtlamaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

















