Öte yandan dün (Salı) BM, Suriye makamlarının Türkiye ile Babu’s-Selam ve Er-Rai sınır kapılarından insani yardım ulaştırma süresinin 13 Kasım’a kadar uzatıldığını duyurdu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Sözcüsü Eri Kaneko, “Suriye hükümetinin Babu’s-Selam ve Er-Rai sınır kapılarını kullanma iznini 13 Kasım’a kadar uzatmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. Şam, geçen şubat ayında gerçekleşen ve Türkiye ile Suriye’de yaklaşık 50 bin kişinin ölümüne yol açan yıkıcı bir depremin ardından Türkiye üzerinden yardım gönderilmesi için bu iki kapının kullanılmasına izin vermişti.

BM, Güvenlik Konseyi’nin izniyle 2014’ten beri Türkiye’den kuzeybatı Suriye’deki milyonlarca Suriyeliye yardım ulaştırmak için Babu’l-Hava Sınır Kapısı kullanılıyordu. Ancak, Rusya’nın vetosu yüzünden kapının kullanımı temmuz ayı ortasında sona erdi.

Suriye hükümeti birkaç gün sonra BM’nin Babu’l-Hava Sınır Kapısı’nın altı ay daha kullanabileceğini duyurmuştu. Ancak, BM’nin “kabul edilemez iki koşul” konusundaki endişeleri nedeniyle yardım dağıtımına henüz başlanmadı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Suriye, BM’nin Babu’s-Selam ve Er-Rai sınır kapılarını kullanması için aynı koşulları dayatmadı.

New York’ta düzenlenen BM Güvenlik Konseyi’nin toplantısında, BM Silahsızlanma İşleri Yüksek Temsilci Direktörü Adedeji Ebo’nun Suriye’nin kimyasal silah programının sonlandırılması hususundaki 2118 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına ilişkin brifingi dinlendi. Ebo, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) ekibinin, Suriye hükümetinin “ilk beyannamesi ve sonraki beyannameleriyle ilgili tüm çözülmemiş sorunları açıklığa kavuşturma çabalarını sürdürdüğünü” belirtti. Şam’daki yetkililerle daha önceki istişare girişimlerine benzer şekilde, bir sonraki 25. turu düzenlemek için gösterilen çabaların, OPCW Teknik Sekreterliği’nin Mayıs 2022’de beyanname ile ilgili sorunları ele alma önerisinin Suriye tarafından kabul edilmesine rağmen “başarısız” olduğunu belirtti.

Ebo, Teknik Sekreterliği’nin “henüz herhangi bir beyanname veya diğer istenen belgeleri alamadığını” söyledi. Bu bağlamda özellikle “Bilimsel Çalışmalar ve Araştırmalar Merkezi’nin faaliyetlerine ilişkin tam beyannameye ve Suriye’nin kimyasal silah üretiminde hiç kullanılmadığını söylediği bir kimyasal silah üretim tesisinde üretilen sinir gazlarının miktarlarına ilişkin beyannameye” işaret etti. BM yetkilisi, OPCW’nin bu yıl içinde gerçekleştirdiği Suriye ile ilgili faaliyetlerinden bahsetti. Suriye hükümetinin temsilcileriyle geçen haziran ayında Beyrut’ta bir toplantı yapıldığını ve bu toplantı sırasında “Suriye’nin taahhütlerinin uygulanmasını iyileştirmek için teklifler sunma taahhüdüne paralel olarak OPCW, Suriye Arap Cumhuriyeti ve BM Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) arasındaki üçlü anlaşmanın 31 Aralık 2023 tarihine kadar 6 aylığına uzatılmasına karar verildiğine” işaret etti.

OPCW bir cevap bekliyor

BM yetkilisi, 25. tur istişarelerin yapılması için Suriye Ulusal Otoritesi (SNA) Başkanı’nın bir karar vermesi gerektiğini ve OPCW Teknik Sekreterliği’nin bu cevabı beklediğini vurguladı. “Tüm sorunları kapatmak için Suriye hükümetinin tam iş birliği göstermesi gerektiğini” bir kez daha vurguladı. Ayrıca Suriye hükümetinin, “OPCW Teknik Sekreterliği’nin Kasım 2018’de Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nin Berze tesislerinde bulunan bir kimyasal maddenin tespiti ile ilgili meseleyi kapatmasını sağlayacak yeterli bilgi ve teknik açıklama sağlamaması” karşısında duyduğu “üzüntüyü” de dile getirdi.

BM yetkilisi, Berze tesisindeki dokuzuncu teftiş turu sırasında, “teftiş ekibinin tesiste büyük miktarlarda depolanmış ve çift kullanımlı kimyasal madde içeren bir dizi kutu fark ettiğini” belirtti. Teknik Sekreterliğin bu konuda Suriye makamlarından hâlâ “bilgi beklediğini” kaydetti.

Ebo, 7 Nisan 2018’de Duma’da meydana gelen kimyasal silah olayıyla ilgili iki silindire atıfta bulunarak, Suriye makamlarını “bir kez daha OPCW Teknik Sekreterliği’nin tüm taleplerini derhal yanıtlamaya” çağırdı. Yetkili, bilgi toplama misyonunun, kimyasal silah saldırılarından kaynaklandığından şüphelenilen diğer olaylara ilişkin soruşturmalarının sonuçlarını yayınlamaya hazırlandığını vurguladı.

Yasaklı kimyasal maddelerin “herhangi bir surette kullanılmasının kabul edilemez” olduğunu yineleyen Ebo, “Bu kullanım için hesap sorulmaması, uluslararası barış ve güvenlik için bir tehdit ve hepimiz için bir tehlike oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Şarku’l Avsat