Filistinli şair Mahmud Derviş’in on yıllar önce “Gazze’nin gırtlağı yoktur, onun teri, kanı ve yangını derisinin gözeneklerinden konuşur” sözleriyle tarif ettiği Gazze, 7 Ekim 2023 sonrasında eşi benzeri görülmemiş bir yıkıma sahne oldu. Aradan geçen üç yılda yaşanan trajedi, abluka altındaki dar bir sahil şeridini aşarak uluslararası sistemin etik temellerini derinden sarstı. Yazar Naomi Klein’ın “dünyada açılan derin bir ahlaki yara” olarak tanımladığı süreç, küresel siyasetin dengelerini ve savaş doktrinlerini yeniden şekillendirdi.
Yeryüzünden Silinen Şehirler ve Genişleyen Cepheler
Uydulardan alınan güncel veriler, Gazze’deki mahallelerin, hastanelerin ve ibadethanelerin yerini devasa moloz yığınları ve kıyıya sıkışan çadır kentlerin aldığını gösteriyor. Ateşkes süreçlerine rağmen devam eden saldırılar nedeniyle yaklaşık 1.400 Filistinli daha hayatını kaybederken, İsrail ordusunun çekilmesini öngören mutabakat adımları askıda kalmayı sürdürüyor.
Kriz yalnızca Filistin topraklarıyla sınırlı kalmadı. Çatışma dalgası Lübnan, Suriye, İran, Yemen ve Körfez hattına yayılarak iki kıtada 12’den fazla ülkeyi içine alan karmaşık bir bölgesel savaşa dönüştü. İsrail ve ABD’nin bölgedeki askeri hamleleri, Orta Doğu güvenlik mimarisinin Gazze ekseninde baştan kurulduğunu kanıtladı.
Batı’nın Çifte Standardı ve Çöken “Kurallar Düzeni”
Gazze sürecinin en çarpıcı yansıması, uluslararası hukuk ve evrensel değerler söyleminde yaşandı. Rusya-Ukrayna savaşında sınır dokunulmazlığını ve uluslararası hukuku savunan Batılı hükümetler, Gazze’deki insan hakları ihlalleri karşısında sergiledikleri tutumla meşruiyet krizine sürüklendi.
Geçmiş dönemlerde Ronald Reagan ve Colin Powell yönetimlerinin benimsediği askeri kısıtlama adımlarının aksine, son dönemde Washington’dan Tel Aviv’e kesintisiz silah akışı sağlandı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları veto edildi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi girişimleri hedef alındı. Bu durum, “kurallara dayalı küresel düzen” söyleminin inandırıcılığını tamamen yitirmesine yol açtı.
Amerikan İç Siyasetinde Gazze Depremi
Savaşın yarattığı ahlaki ve siyasi kırılma, doğrudan ABD kamuoyuna ve üniversite kampüslerine taşındı. Öğrenci hareketlerine yönelik baskılarla başlayan süreç; ifade özgürlüğü, seçim stratejileri ve parti içi bölünmelerin ana gündem maddesi haline geldi. Gazze, bir dış politika meselesi olmaktan çıkarak doğrudan Amerikan siyasal kimliğinin tartışıldığı bir iç dinamik hüviyeti kazandı.
Algoritmik Savaş: Yapay Zekâ İlk Kez Sahada
Gazze’deki yıkımın geleceğin askeri teknolojilerine bıraktığı en tehlikeli miras ise yapay zekâ destekli hedef belirleme sistemlerinin kitlesel kullanımı oldu. Hukuki ve ahlaki denetim mekanizmalarının gerisinde kalan otonom algoritmalar, hedef alma hızını artırırken modern savaş doktrinlerinde kontrolsüz bir dönemin kapısını araladı.
Yıkımın Ağır Bilançosu: Yeniden İnşa İçin 71 Milyar Dolar
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarının verilerine göre bölgedeki durum felaket boyutlarını aşıyor:
- Çöken Sağlık Sistemi: Bölgedeki 36 hastaneden yalnızca 19’u kısmi kapasiteyle hizmet verebiliyor.
- Barınma ve Su Krizi: Nüfusun yüzde 94’ü barınma desteğine muhtaçken, her 10 kişiden 9’u temiz suya erişim sağlayamıyor.
- Fiziki Yıkım: Yapıların yüzde 82’si kullanılamaz hale gelmiş durumda.
- Maliyet Tablosu: Bölgenin 10 yıllık yeniden inşası için 71,4 milyar dolarlık kaynağa ihtiyaç duyuluyor; temel hizmetler için planlanan 2,45 milyar dolarlık fon ise ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor.







