Irak’ta Dicle Nehri’ndeki kirlilik uyarıları, kamuoyunda balık tüketimi üzerinden HIV (AIDS) bulaşabileceği yönündeki iddialarla geniş çaplı bir tartışmaya dönüştü. Çevre Bakanı Servet Abdülvahid’in nehre hastane atıklarının deşarj edildiğine dair televizyonda yaptığı açıklamaların ardından yükselen endişeler, Çevre ve Sağlık bakanlıklarının resmi müdahaleleriyle yatıştırılmaya çalışılıyor.
Tartışmayı başlatan hastane atığı uyarısı
Çevre Bakanı Abdülvahid, katıldığı bir televizyon programında arıtılmamış tıbbi atıkların Dicle Nehri’ne karıştığını belirterek bu durumun ardından balık tüketirken temkinli davrandığını ifade etti. Bakanın, nehre dökülen atıklar arasında virüs taşıyan hastaların kan kalıntılarının da bulunabileceğine işaret etmesi, sosyal medyada ve basında “Dicle balıkları ve AIDS” başlıklarının yayılmasına yol açtı.
Açıklamaların paniğe dönüşmesi üzerine Çevre Bakanlığı yazılı bir bildiri yayımlayarak nehir balıklarının tüketilmesi ile HIV virüsü arasında bilimsel bir bağ bulunmadığını ve durumun abartılmaması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanlığı ise tıbbi tesislerin katı ve sıvı atıklarını onaylı standartlara göre arıttığını, hastane atıklarının doğrudan nehirlere dökülmediğini belirterek iddiaları reddetti.
Bilimsel gerçek: HIV gıdayla bulaşmaz
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, insan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV) su içmek ya da balık gibi gıdaları tüketmek yoluyla bulaşmıyor. Virüs yalnızca kan, cinsel sıvılar ve anne sütü gibi belirli vücut sıvıları aracılığıyla ve doğrudan temas halinde canlı kalıp aktarılabiliyor.
Uzmanlar, tıbbi ve evsel atıkların su kaynaklarına karışmasının genel çevre ve halk sağlığı açısından risk barındırdığını, ancak bu durumun gıda kaynaklı HIV enfeksiyonu oluşturmasının tıbben imkansız olduğunu hatırlatıyor. Dicle Nehri’ndeki balıkların sağlık güvenliğinin tespiti için ise spekülatif yorumlar yerine kapsamlı laboratuvar analizlerinin esas alınması gerektiği vurgulanıyor.
Dicle ve Fırat’ta kronik kirlilik sorunu
İddiaların odağındaki asıl tablo ise nehirlerdeki altyapı yetersizliği ve yetersiz arıtma kapasitesi olarak öne çıkıyor. Irak Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre, başkent Bağdat’taki atık suların en az yüzde 45’i tam veya kısmi arıtmadan geçmeden nehre deşarj ediliyor; taşra vilayetlerinde bu oran yüzde 70’e kadar yükseliyor.
Sağlık sektöründeki sıvı tahliyelerin yalnızca yüzde 40’ının etkin biçimde arıtılabildiğini belirten yetkililer, Dicle ve Fırat nehirlerindeki kirlilikle mücadele için Ulusal Su Komitesi bünyesinde yeni adımlar atıldığını bildiriyor. Çevre uzmanları ise bilimsel dayanaktan yoksun virüs iddialarının, nehirlerin rehabilitasyonu ve arıtma tesislerinin modernizasyonu gibi yapısal sorunların üzerini örtmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.


















