Filistin yönetiminin BM’nin en üst düzey yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’ndan Kudüs de dahil olmak üzere Filistin devleti topraklarında İsrail’in sömürgeci işgalinin varlığının mahiyetine ilişkin hukuki bir karar vermesi ve istişari bir görüş bildirmesi yönünde talebinin yer aldığı karar tasarısı Cuma günü BM’de kabul edildi.
Görev süresi sona eren İsrail Başbakanı Yair Lapid, Lapid, Filistin hamlesine yanıt vermek için bir dizi adım atmayı tartışan güvenlik toplantıları ve istişarelerden sonra Filistin’in Birleşmiş Milletler’deki son hamlesine karşı koymak için bir ‘siyasi ve güvenlik yol haritası dosyasının’ oluşturulması talimatını verdi.
Lapid, “Çatışmayı çözmenin yolu Birleşmiş Milletler veya diğer uluslararası kuruluşların koridorlarından geçmez. Filistin’in bu adımının yankıları olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Lapid yankıların ne olacağı ne olacağı konusunda bilgi vermedi, ancak İsrail medyası olası yaptırımlara işaret ettiğini bildirdi.
İsrail, Filistin topraklarında devam eden işgalinin doğası hakkında yasal bir karar formüle etmek isteyen Filistin yönetimine Lahey’e gitmekten vazgeçmesi için tehdit mesajları iletmişti.
Cuma günü BM Genel Kurulu Dördüncü Komitesi’nde (Özel Siyasi ve Dekolonizasyon Komitesi SPECPOL), Filistin’in BM’nin en üst düzey yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’ndan Kudüs de dahil olmak üzere Filistin devleti topraklarında İsrail’in sömürgeci işgalinin varlığının mahiyetine ilişkin hukuki bir karar vermesi ve istişari bir görüş bildirmesi yönündeki talebinin yer aldığı karar tasarısı oylanmıştı. Komitede yapılan oylamada, tasarı 17’ye karşı 98 oyla kabul edilirken, 52 ülke çekimser oy kullandı. Tasarıda Uluslararası Adalet Divanı’ndan, uzun süreli İsrail işgalinin niteliği ve biçimi ile işgalci bir güç olarak İsrail’in sorumluluklarını ve görevlerini tanımlama gerekliliği hakkındaki soruyu yanıtlaması istendi.
Nikaragua tarafından resmi olarak sunulan tasarının içeriğine göre Filistinliler Uluslararası Adalet Divanı’ndan İsrail işgalinin BM Güvenlik Konseyi’nin 242 sayılı kararında belirtildiği gibi geçici değil, emrivaki ile yapılmış kalıcı bir ilhak durumu olduğuna karar vermesini istiyorlar.
İsrail ve ABD, Filistinlileri geri adım atmaya zorluyor. Lapid, “öneriyi destekleyen tüm ülkeleri, konumlarını yeniden gözden geçirmeye ve Genel Kurul’da bu öneriye karşı çıkmaya” çağırdı.
Filistinliler ise Birleşmiş Milletler ve Lahey’e gitme haklarını savundular. Filistin Devlet Başkanlığı Resmi Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne dün (Pazar) konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Birleşmiş Milletler kurumlarına gitmek herkes için meşru bir haktır. İsrail’in uluslararası meşruiyeti küçümsemeye yönelik sürekli girişimleri, dünyaya, tüm ülkelere ve amacı tüm dünya halklarının haklarını korumak olan insan hakları kurumlarına meydan okuyor. İşgalci liderlerin sürekli tehdit etmesi ve Filistin Devletini tek taraflı bir önlem almakla suçlaması şaşırtıcıdır. Çünkü işgalciler her gün tüm önlemleri tek taraflı alıyor; ister anlaşmaları ihlal ederek ister tümden bunlara uymayarak…”
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü, “Filistin Devletinin uluslararası meşruiyete ve uluslararası hukuka başvurma hakkına sahip olduğunu ve Filistin halkının uluslararası meşruiyet ve uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan haklarından vazgeçmeyeceğini” vurguladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Çatışmanın çözümü için siyasi ufkun kapanması ve uluslararası toplumun Filistin meselesiyle ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına saygı göstermemesi ve uygulamaması doğrultusunda ve İsrail küstahlığı karşısında Filistin, Filistin Devletinin tüzel kişiliğini tüm forumlarda somutlaştırmak için barışçıl, siyasi, diplomatik ve uluslararası yasal hareketini sürdürecektir.” ifadelerine yer verdi.
İsrail tehdidi ve Filistin ısrarı karşısında Birleşmiş Milletler’de yeni bir çatışma bekleniyor. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Malki, önümüzdeki ayın ortasında Lahey kararı ile ilgili Birleşmiş Milletler’de gerçek bir çatışma yaşanacağını ileri sürdü.
Temmuz 2004’te Uluslararası Adalet Divanı bire karşı 14 oyla desteklenen ve daha sonra ‘Lahey kararı’ olarak bilinen bir karar yayınlamıştı. Şarku’l Avsat’ın bilgisine göre Adalet Divanı kararda, İsrail’in Batı Şeria’da ördüğü duvarın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek İsrail’in inşaatı durdurmasını, inşa edilen kısımların yıkılmasını ve Doğu Kudüs ile çevresinde ikamet edenler de dahil olmak üzere bundan zarar gören herkese tazminat ödemesini talep etmişti.
Ancak bu kadar yıl geçmesine rağmen Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı, İsrail’i sorumlu tutmak için herhangi bir somut adım atılmaksızın hala askıda duruyor.


