Gazze Şeridi’ne yayılan çadır kentler ve sığınma merkezleri, milyonlarca Filistinli için geçici bir barınma alanı olmanın ötesinde, en savunmasız kesimler için bir yaşam mücadelesi alanına dönüştü. Özellikle otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar, bu kaos ortamında hem psikolojik yıkımlarla hem de hayati tehlikelerle baş başa bırakılmış durumda.
“Kaybolmak, bir ölüm fermanı”
Otizmli çocuklar için rutinlerin, sessizliğin ve güvenli alanların yokluğu, doğrudan bir “davranışsal ve bilişsel çöküş” anlamına geliyor. Çadır kentlerin karmaşık yapısı, birbirinin aynısı olan barınaklar ve bitmek bilmeyen patlama sesleri, bu çocukların panik atak geçirmesine ve yön duygularını kaybederek kontrolsüzce uzaklaşmalarına neden oluyor.
- Muhammed’in hikayesi: Han Yunus’un Muvasi bölgesindeki bir çadırda yaşayan 9 yaşındaki Muhammed Mansur’un annesi, oğlunun çığlıklar, uçak sesleri ve boğucu sıcaklık karşısında sürekli sinir krizi geçirdiğini anlatıyor. Muhammed, çadırların benzerliği nedeniyle defalarca kayboldu ve saatler süren dehşet dolu arayışlar sonunda uzak bölgelerde bulundu. İletişim kuramadığı ve ismini söyleyemediği için, her kayboluş onun için “gerçek bir ölüm riski” anlamına geliyor.
“Keskin nişancının hedefi oldu”
Manevi ve fiziksel kayboluşlar bazen trajik bir sonla bitiyor. 11 yaşındaki ağır otizmli Enes Ahmed’in hikayesi, bu savunmasız çocukların yaşadığı dehşeti özetliyor: Yaklaşık dört ay önce şiddetli bir bombardıman sırasında paniğe kapılarak çadırdan dışarı fırlayan Enes, karışık mülteci yollarında yönünü kaybetti. Refah Muvasi bölgesinde bir İsrail keskin nişancısının görüş alanına giren çocuk, doğrudan ateş açılarak infaz edildi. Ailesi, Enes’in cansız bedenine ancak iki gün sonra ulaşabildi.
“İnsani koruma sistemi sınıfta kaldı”
Uluslararası Filistin Halkına Destek Komisyonu (Hashd) yetkilisi Salah Abdülati, çadır kentlerin sadece bir “barınma” sorunu değil, engelli bireylerin korunması için hiçbir mekanizmaya sahip olmayan “tehlikeli alanlar” olduğunu vurguluyor.
Abdülati’ye göre:
- Koruma eksikliği: Mevcut sığınma sisteminde engelli bireylerin ihtiyaçlarına yönelik hiçbir takip veya erken uyarı sistemi bulunmuyor.
- Hukuki ihlal: Bu savunmasız grubu korumamak, uluslararası insancıl hukukun ve engelli hakları sözleşmelerinin ağır bir ihlalidir.
- İnsanlık testi: İnsani sistemin başarısı, yaşamın en zor olduğu bu anlarda en zayıf olanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.
Acil çözüm çağrısı
Uzmanlar, sadece gıda veya barınak değil, otizmli çocuklar için “güvenli, sakin alanlar” oluşturulması ve bu çocukların özel olarak takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Gazze’deki bu “sessiz trajedi”, mülteci kamplarının birer kurtuluş alanı mı yoksa acının yeniden üretildiği birer mekan mı olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor.

