İsrail’in 1948 yılında işgal ettiği topraklarda (Yeşil Hat içi) Filistinli nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde tırmanışa geçen organize suç dalgasına bir yenisi daha eklendi. Salı günü akşam saatlerinde Hayfa bölgesinde seyir halindeki bir araçta meydana gelen şiddetli patlama sonucu bir Filistinli yaşamını yitirdi. Olayın ardından bölge genelinde güvenlik tartışmaları yeniden alevlendi.
İsrail polisinden yapılan ilk açıklamada, patlamanın meydana geliş şekli ve elde edilen ilk bulgular doğrultusunda olayın bir organize suç veya suikast girişimi olabileceği şüphesi üzerinde durulduğu, konuyla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Küle dönen araçta ikincil patlamalar yaşandı
İtfaiye ve Kurtarma Teşkilatı tarafından basına sızan raporlara göre, akşam saatlerinde ihbar hattına merkezî bir noktada bir araçta patlama olduğu ve yangın çıktığı bilgisi ulaştı. Olay yerine intikal eden itfaiye ekipleri, alevlerin tüm aracı sarması nedeniyle söndürme çalışmalarına başlarken içeride mahsur kalan bir kişinin varlığını tespit etti. Ekiplerin müdahalesi sırasında araçta ikinci bir patlama dalgasının daha yaşandığı, yangın tamamen kontrol altına alındıktan sonra ise araç içinde mahsur kalan Filistinli vatandaşın cansız bedenine ulaşıldığı aktarıldı.
Arap toplumunda cezasızlık ve kasıtlı ihmal iddiası
İsrail vatandaşı olan Filistinlilerin yaşadığı şehir ve kasabalarda son yıllarda cinayet, haraç, mafya yapılanmaları ve organize suç oranlarında tarihi bir yükseliş gözlemleniyor. Toplum liderleri ve Filistinli sivil kurumlar, İsrail güvenlik birimlerini ve polisini sürece bilerek göz yummakla suçluyor.
“Polis suç çetelerini bilerek koruyor”
Filistinli analistler ve insan hakları savunucuları, Batı Şeria’daki Filistinli aktivistleri saniyeler içinde tespit edip tutuklayan İsrail istihbarat ve polis mekanizmasının, Yeşil Hat içerisindeki Arap mahallelerinde işlenen organize suçları çözmede tamamen atıl kalmasını “kasıtlı bir politika” olarak nitelendiriyor. Güvenlik güçlerinin silah kaçakçılığına ve çete savaşlarına müdahale etmemesinin, toplumsal dokuyu içeriden çökertmeyi hedefleyen örtülü bir destek ve sistematik ihmal sarmalı olduğu savunuluyor.

