İsrail yönetimi, son on yılda “sivil savunma” doktrinini devlet tekelindeki bir güvenlik mekanizmasından yüz binlerce silahlı vatandaş, yerel milis timleri ve uzun namlulu tüfek taşıyan gönüllüler ağına dönüştürdü. 7 Ekim 2023 öncesinde başlayan ancak aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir döneminde devlet politikası haline getirilen kitlesel silahlandırma dalgası, toplumu adeta paramiliter bir yapıya bürüdü.
Resmi veriler, 2022 ile 2026 yılları arasındaki dramatik sıçramayı net şekilde ortaya koyuyor. Ruhsatlı silah taşıyan İsrailli sayısı 155 binden yüzde 126 artışla 350 bine ulaşırken, silah edinme hakkı tanınan yerleşim yeri listesine 2023’ten bu yana 180 yeni bölge eklendi.
Batı Şeria’daki yerleşimler listenin zirvesinde
Silahlanma coğrafyasında en büyük dengesizlik işgal altındaki Batı Şeria’da görülüyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, nüfusa oranla en fazla silah ruhsatına sahip ilk 100 yerleşimin 86’sını Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimleri oluşturuyor:
- Adora, Kiryat Netafim ve Negohot yerleşimlerinde yaşayan her üç yetişkinden biri ruhsatlı silah taşıyor.
- Ariel’de bu oran yüzde 9,2, Maale Adumim’de ise yüzde 6 seviyesinde seyrediyor.
- Güvenlik gücü geçmişi kriteri, askerlik yapan dindar-milliyetçi yerleşimci kitleye muazzam bir silahlanma avantajı sağlıyor.
Bu kontrolsüz silahlanma, sahadaki yerleşimci terörünü doğrudan tırmandırdı. İsrail iç istihbaratı Şin Bet ve ordu kayıtları, yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği saldırıların 2025 yılında yüzde 27 artışla 867’ye fırladığını belgeledi. BM İnsani Yardım Ofisi (OCHA) verilerine göre ise yalnızca 2026 yılı içinde yerleşimci saldırılarında en az 23 Filistinli hayatını kaybetti, bini aşkın kişi yaralandı.
Üç aşamalı cephanelik ve denetim krizi
Toplumun silahlandırılması yalnızca tabancalarla sınırlı kalmıyor. Sistem üç kademeli bir cephanelik modeliyle işletiliyor:
- Bireysel tabancalar: Bürokratik engellerin kaldırılmasıyla hızla dağıtılan hafif silahlar.
- Yerel teyakkuz timleri: Polis ve Sınır Muhafızları bünyesinde kurulan sivil timlere dağıtılan on binlerce IWI üretimi “Arad” ve M16/M4 piyade tüfeği.
- Evde tutulan askeri silahlar: “David Tümeni” gibi yedek birliklere mensup 10 bini aşkın askerin taarruz tüfeklerini yıl boyunca evlerinde bulundurmasına izin verilmesi.
Yüksek Mahkeme’nin bakanlık personelinin yetkisiz ruhsat dağıtımı üzerine soruşturma açmasına ve polisin ruhsatlı silahlarla işlenen suçları kategorize edecek bir takip sistemine dahi sahip olmadığını açıklamasına rağmen dağıtım süreci kesintisiz devam etti.
Aile içi cinayetler ve çalınan silahlar mafyaya akıyor
Silahların kontrolsüzce evlere girmesi iç güvenlikte ağır bir bumerang etkisi yarattı. Kadın hakları örgütleri ve Michal Sela Forumu verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana 22 kadın ve çocuk aile bireylerinin ateşli silahıyla öldürüldü. 2025’teki aile içi cinayetlerin yüzde 52’sinde doğrudan ateşli silah kullanıldı.
Öte yandan askeri birliklerden ve konutlardan çalınan silahlar organize suç örgütlerinin ana tedarik kaynağı haline geldi. Ordu içi hırsızlık vakaları bir yılda yüzde 300’ün üzerinde artarak rekor kırarken, çalınan ağır silahlar ve mühimmat yeraltı dünyasına sızdı.
Eski Emniyet Genel Müdürü Kobi Shabtai başta olmak üzere güvenlik bürokratları, devlet otoritesi dışındaki silahlı grupların en ufak bir siyasi, toplumsal ya da etnik gerilimde sivil çatışma fitilini ateşleyebileceği uyarısında bulunuyor.


















