Fransız haber portalı Mediapart tarafından yayımlanan ve Al Jazeera’nın aktardığı araştırma raporu, İsrail’in sivil havacılıkta milliyete dayalı tartışmalı bir güvenlik filtrelemesi başlattığını ortaya koydu. Geçtiğimiz ay Dubai’den Tel Aviv’e giden 1073 sefer sayılı Flydubai uçağında yaşanan kokpit krizinin ardından İsrail, hava yolu firmalarından ülkeye gelen uçuş ekiplerini pasaportlarına göre sınıflandırmalarını istedi.
Kokpitte Umman uyruklu yardımcı pilotun kaptan pilota acil durum baltasıyla saldırması üzerine uçak Suudi Arabistan’ın Tebük kentine acil iniş yapmıştı. Bu hadisenin ardından devreye sokulan yeni kısıtlamalar sivil havacılıkta ayrımcılık tartışmalarını alevlendirdi.
31 Ülke Hedefte: Air France Uygulamaya Geçti
Rapora göre İsrail makamları, Tel Aviv yönüne uçan hava yolu şirketlerine 31 ülkenin vatandaşlarını kapsayan özel bir liste iletti. 13 Arap ülkesinin yanı sıra bazı İslam ve Afrika ülkeleri ile Kuzey Kore, Mali ve Nikaragua vatandaşlarının yer aldığı listedeki kabin ve kokpit görevlilerine yönelik kısıtlayıcı önlemler istendi.
Mediapart, uygulamayı açık bir “ayrımcılık” olarak nitelendirirken, Fransız ulusal hava yolu şirketi Air France’ın İsrail’in bu talebine hızla uyum sağlayarak ekipleri milliyetlerine göre ayırmaya başladığını bildirdi. Güvenlik gerekçeleri ile uluslararası seyahat ve çalışma ilkeleri arasındaki sınırın aşılması sektörde tepki topluyor.
Gazze Savaşı Küresel Dengeleri Nasıl Değiştirdi?
Haberde ayrıca, İngiliz The Guardian gazetesinde Steve Bloomfield imzasıyla yayımlanan ve Gazze’deki savaşın küresel sisteme etkilerini inceleyen analize de yer verildi. Yazar, savaşın yalnızca Orta Doğu’yu değil, tüm dünyayı temelden sarsan sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor:
- Çatışmaların Yayılması: Körfez hattından Sudan ve Etiyopya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bölgesel krizlerin birbirini tetiklediği kaydediliyor.
- Uluslararası Hukukun Erozyonu: Askeri güç kullanımı karşısında küresel hukukun zayıfladığı, uluslararası kurumların ihlalleri engelleme kabiliyetinin sorgulanır hale geldiği belirtiliyor.
- Canlı Yayın Çağı: Sosyal ağlar ve anlık yayınlar aracılığıyla savaş sahnelerinin sansürsüzce yayılmasının, kamuoyu vicdanında ve kitle hareketlerinde geri dönülemez bir bilinç oluşturduğu aktarılıyor.
Yapay Zekâ ve Dokunulmazlık Kültürü
Analizde, askeri harekâtlarda yapay zekâ kullanımının savaşın doğasını ve hesap verebilirlik ilkelerini kökten değiştirdiği vurgulanıyor. ABD’de İsrail’e verilen desteğin kamuoyunda tartışmaya açılması gibi diplomatik kırılmalar yaşansa da savaş öncesindeki küresel düzene geri dönülmesinin artık mümkün olmadığı savunuluyor. Faillerin cezasız kalmasının küresel ölçekte yeni krizlerin önünü açacağı belirtilerek, kalıcı barış için uluslararası hukuk kurallarının yeniden tesis edilmesi gerektiği hatırlatılıyor.




















