İsrail ordusunun İdlib kırsalındaki Ebu ez-Zuhur Askeri Havaalanı’na gerçekleştirdiği 8 hava saldırısı, Suriye sahasında Ankara ile Tel Aviv arasındaki tansiyonu tırmandırdı. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın doğrudan bir sıcak çatışma riskine dair yaptığı uyarılar, operasyonun hedef aldığı coğrafi konum ve stratejik zamanlamayla birlikte bölgedeki hassasiyeti gözler önüne seriyor.
Türkiye sınırına 80 kilometre mesafede kritik vuruş
Halep, İdlib ve Hama üçgeninde yer alan ve Türkiye sınırına yaklaşık 80 kilometre mesafede bulunan Ebu ez-Zuhur Askeri Havaalanı, İsrail’in daha önce Suriye’nin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaşan hava harekatlarını doğrudan Türk etki alanının yakınına taşıdı.
Saldırının, Türk askeri heyetlerinin üssü incelediği ve tesisin Suriye ordusunun lojistik altyapısını güçlendirmek amacıyla yeniden faaliyete geçirileceği yönündeki iddiaların ardından gelmesi operasyonun doğrudan bir mesaj niteliği taşıdığı yorumlarına yol açtı. Ankara ile Şam arasında eğitim, lojistik modernizasyon ve savunma kapasitesinin yeniden inşasını öngören askeri iş birliği süreçleri Tel Aviv tarafından yakından takip ediliyor.
İsrail’in yeni güvenlik doktrini: “Önleme stratejisi”
Askeri ve stratejik güvenlik uzmanı Tuğgeneral Hasan Cuni, saldırının iki ana eksende okunması gerektiğini belirtti:
Sınır yakınlığı ve Türk faktörü: 2012’den bu yana atıl durumda bulunan bir hava üssünün Türk desteğiyle operasyonel hale getirilmesi ihtimali İsrail’in hedef profilini değiştirdi.
Caydırıcılıktan önleme doktrinine geçiş: 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in askeri doktrinini reaktif caydırıcılıktan “potansiyel askeri kapasite oluşumunu kaynağında engelleme” stratejisine dönüştürdüğü ifade edildi.
Cuni, Şam ile doğrudan sıcak bir çatışma olmasa dahi havaalanları ve radar altyapılarının vurulmasının, Suriye ordusunun toparlanmasını ve yeni savunma hatları kurmasını engelleme amacı taşıdığını vurguladı.
Yanlış hesaplama ve doğrudan çatışma riski
Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Minneğ, Hama, T-4 ve Kamışlı gibi birçok noktayı hedef alan İsrail hava saldırılarının kuzeye kayması, sahada görev yapan unsurlar arasındaki temas riskini artırıyor.
Bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu ve yeni ittifakların şekillendiği bir dönemde, Türkiye sınırına bu denli yakın bir noktada icra edilen askeri operasyonlar hata payını daraltıyor. Analistler, sahadaki askeri hareketliliğin devam etmesi durumunda dolaylı güç gösterilerinin kontrol dışı bir gerilime evrilme riskinin masada kalmayı sürdüreceğini kaydediyor.

















