Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen, 2027 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması halinde başörtüsünü kamusal alandan tamamen kaldırmayı hedefleyen kapsamlı bir referandum düzenleyeceğini duyurdu. Fransız haber kanalı CNews’e açıklamalarda bulunan Le Pen, “totaliter ideolojiler” olarak tanımladığı hareketlerle mücadele kapsamında hazırladığı yasa tasarısını doğrudan halkoyuna sunacağını ifade etti.
Başörtüsünün bu ideolojilerin yayılmasında bir simge işlevi gördüğünü öne süren aşırı sağcı lider, katı kuralların uygulandığı ülkelerde ilk adımların kılık kıyafet üzerinden atıldığını iddia etti.
Yasak üniversitelerle başlayıp sokaklara genişleyecek
Le Pen, yürürlüğe koymayı hedeflediği başörtüsü yasağının belirli bir takvim doğrultusunda kademeli olarak genişletileceğini açıkladı. Yasağın ilk aşamada üniversiteler, spor federasyonları ve tüm resmi kamu binalarında uygulanacağını belirten Le Pen, nihai hedefin ise yasağı sokaklar da dahil olmak üzere kamusal alanın tamamına yaymak olduğunu dile getirdi.
Aşırı sağcı lider, Müslüman kadınların başörtüsünü çıkardıklarında “daha özgür hissedeceklerini” savunurken, yasa tasarısının yalnızca sembollerle sınırlı kalmayacağını; bu hareketleri destekleyen finansman ağlarını, dernekleri ve sivil toplum yapılarını da doğrudan hedef alacağını kaydetti.
Sosyal medyadan ‘çifte standart’ tepkisi
Le Pen’in açıklamaları, Fransız ve uluslararası sosyal medya kullanıcıları arasında sert tepkilere yol açtı. Çok sayıda kullanıcı ve insan hakları savunucusu, aşırı sağcı liderin Müslümanların dini özgürlüklerini açıkça hedef aldığını vurgularken, Yahudilerin taktığı “kipa” gibi diğer dini sembollere karşı sessiz kalındığına ve açık bir çifte standart uygulandığına dikkat çekti.
Yapılan eleştirilerde öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
- Özgürlük çelişkisi: Kadınları özgürleştirme iddiasıyla yola çıkıp onların kendi iradeleriyle giyinme ve tercih hakkının ellerinden alınması riyakarlık olarak nitelendirildi.
- Kamusal hayattan dışlama: Üniversite ve spor alanlarındaki yasakların Müslüman kadınları eğitimden ve sosyal hayattan izole edeceği belirtildi.
- Gündem saptırma suçlaması: Fransa’nın derin ekonomik ve sosyal krizlerle boğuştuğu bir dönemde, aşırı sağın odağı yeniden göçmen ve Müslüman karşıtlığına kaydırmaya çalıştığı ifade edildi.
Hukukçular ve anayasa uzmanları ise Le Pen’in önerdiği böylesi toptancı bir yasağın, Fransa Anayasa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlükler içtihatlarına çarpacağı değerlendirmesinde bulunuyor.



















