Mihraç Ural krizi: Yargılama Şam’da mı, Türkiye’de mi olacak?

Suriye'de yakalanan terör zanlısı Mihraç Ural için iade ve yargılama seçeneklerini değerlendiren uzmanlar kritik yolları çizdi.

Mihraç Ural krizi: Yargılama Şam'da mı, Türkiye'de mi olacak?

Suriye’de “Ali Kayyali” adıyla da bilinen terör zanlısı Mihraç Ural’ın güvenlik güçlerince yakalanması, Türkiye ve Suriye ekseninde geniş çaplı bir hukuki tartışmayı beraberinde getirdi. Suriye iç savaşının ilk yıllarında Banyas ve Beyda’da gerçekleştirilen sivil katliamların baş sorumlusu olarak gösterilen ve Türkiye’de 2013 yılındaki kanlı Reyhanlı saldırısının planlayıcısı olmakla suçlanan Ural’ın hangi ülkede ve hangi usulle yargılanacağı merak konusu oldu.

Silahlı faaliyetlerine 1970’li yıllarda aşırı sol örgüt “Acilciler” çatısı altında başlayan, ardından Suriye’ye kaçarak “Halk Kurtuluş Cephesi” adlı milis gücünü yöneten Türk vatandaşı Ural’ın durumu, uluslararası hukuk ve ceza yetki kuralları çerçevesinde masaya yatırılıyor.

Yargı yetkisinde mülkilik ve şahsilik dengesi

Hukuk uzmanları, iki ülke arasındaki yetki uyuşmazlığında otomatik bir üstünlük bulunmadığını, sürecin uluslararası hukuk ilkeleri ve yerel mevzuatlarla belirleneceğini vurguluyor.

Ceza hukukundaki “mülkilik” ilkesi, suçun işlendiği yer mahkemelerine tam yetki tanıyor. Bu kapsamda Suriye yargısı, 2013 yılında yüzlerce sivilin katledildiği Banyas ve Beyda olayları sebebiyle mutlak yargı yetkisine sahip bulunuyor. Öte yandan Türk Ceza Kanunu’nun 8. maddesi gereğince, Türkiye topraklarında gerçekleşen ve 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı patlaması nedeniyle Türk adli makamlarının doğrudan soruşturma ve kovuşturma yetkisi bulunuyor.

Mihraç Ural’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ise “şahsilik” ilkesini devreye sokuyor. Uzmanlar, şüphelinin Türk vatandaşı olmasının ve işlenen suçların doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit etmesinin, Ankara’ya sınır ötesinde de yargı yetkisi kullanma ve iade talep etme hakkı tanıdığına dikkat çekiyor.

İade ve koordinasyon için masadaki dört formül

Hukukçular, iki ülke adli makamları arasında işletilebilecek olası koordinasyon modellerini şu başlıklar altında değerlendiriyor:

  • Adana Mutabakatı’nın işletilmesi: 1998 tarihli Adana Anlaşması ve ek protokollerinin getirdiği adli-güvenlik hükümleri doğrultusunda “ya iade et ya da yargıla” ilkesinin uygulanması.
  • Aşamalı yargılama ve iade: Zanlının Suriye’de işlediği suçlardan yerel mahkemelerde hüküm giymesi ve cezasını tamamlamasının ardından, Reyhanlı saldırısı davası kapsamında Türkiye’ye teslim edilmesi.
  • Ortak soruşturma ve dosya teatisı: Türkiye ve Suriye savcılıkları arasında adli yardımlaşma kanallarının açılarak ifade tutanakları, deliller ve tanık ifadelerinin ortak dosyalarda birleştirilmesi.
  • Vekaleten yargılama: Suçların her iki ülke sahasında işlenmiş olması sebebiyle ortak bir yargı mekanizması veya vekaleten yargılama usulünün uygulanması.

Kanlı eylemleriyle biliniyor

2011’de Suriye krizinin başlamasıyla birlikte Lazkiye kırsalında kurduğu silahlı milis gücünün başına geçen Ural, bölgedeki birçok sivil katliamla anılıyor. 2012 yılındaki Hula katliamının yanı sıra 2013’te Banyas’a bağlı Beyda köyünde çok sayıda savunmasız sivilin hedef alındığı infazlar, dosyasındaki en ağır suçlamalar arasında yer alıyor.

Mihraç Ural krizi: Yargılama Şam’da mı, Türkiye’de mi olacak?
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.