Suriye’de 2013 yılındaki kanlı Banyas katliamının ve Türkiye’de 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısının bir numaralı faili “Ali Kayyali” kod adlı terörist Mihraç Ural’ın yakalanması geniş yankı uyandırdı. Devrik Esed rejiminin en karanlık figürlerinden biri olarak bilinen Ural’ın ele geçirilmesi Suriye halkı tarafından sevinçle karşılanırken, operasyonun nerede ve nasıl gerçekleştirildiğine dair farklı kaynaklardan peş peşe çelişkili açıklamalar geldi.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığı bilgilere göre operasyonun gerçekleştiği yer ve yürütülüş biçimine ilişkin güvenlik bürokrasisinde iki zıt anlatı bulunuyor. Buna karşın Türk ve Suriye istihbarat kaynakları sürecin doğrudan ortak bir takiple sonuçlandığını bildiriyor.
Operasyon nerede yapıldı: Şam ve Beyrut’tan farklı iddialar
Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada, operasyonun “Beyrut’un bilgisi dışında” gerçekleştiğini iddia etti. Kaynak; Türk ve Suriye istihbarat birimlerinin Ural’ı Beyrut yakınlarındaki Mansuriye bölgesinden aldığını, önce başkentin kuzeydoğusundaki Suriye Büyükelçiliği’ne, ardından da Suriye topraklarına götürdüğünü öne sürdü. Lübnanlı yetkili, Ural’ın rejimin çöktüğü 8 Aralık 2024 tarihinden bu yana Lübnan’da saklandığını belirtti.
Buna karşılık Suriyeli güvenlik kaynakları ise şüphelinin Lübnan tarafıyla doğrudan koordinasyon kurularak yakalandığını ifade etti. Suriye Genel İstihbaratı perşembe günü yaptığı ilk resmi açıklamada, Ural’ın sınırdan kaçmaya çalışırken yakalandığını duyurmuştu.
MİT ve Suriye istihbaratından ortak takip
Anadolu Ajansı’nın Türk güvenlik kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre operasyon, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı’nın ortaklaşa yürüttüğü başarılı bir çalışmayla Suriye topraklarında gerçekleştirildi.
İstihbarat raporlarına göre:
- İki servis, Esed rejiminin yıkılmasının ardından Suriye içinde yasa dışı ve gizli şekilde barınan terörist Ural’ın hareketlerini uzun süre teknik ve fiziki takibe aldı.
- Yakalanma korkusuyla sürekli adres değiştiren şüpheli, 14 Ekim gecesi Suriye sınırından ülke dışına kaçmaya çalıştığı esnada kıskıvrak yakalandı.
- Ural, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te bomba yüklü iki araçla düzenlenen, 53 vatandaşın hayatını kaybettiği ve yüzlerce yapının hasar gördüğü terör saldırısının son firari sanığı konumundaydı.
Kanlı geçmiş: Banyas, Havle ve ‘Acilciler’ mirası
Mihraç Ural’ın silahlı eylemleri, 1970’li yıllarda Türkiye’de şiddet eylemleriyle bilinen sol terör örgütü “Acilciler” saflarında başladı. Hatay’ı Suriye’ye bağlama iddiasıyla kurulan sözde cephelere katılan Ural, 2011’de Suriye krizinin patlak vermesiyle rejime bağlı paramiliter çetelerin (Şebbiha) başına geçti.
Ural, Lazkiye kırsalında konuşlanan ve Esed ordusuna destek veren “Mukaveme Suriyyi” adlı silahlı grubun lideri olarak Mayıs 2012’deki Havle katliamı ile Mayıs 2013’te Banyas’a bağlı Beyda köyü ve Ras el-Naba mahallesinde yüzlerce sivilin kurşuna dizilerek, yakılarak ve bıçaklanarak öldürüldüğü toplu katliamların baş sorumlusu olarak aranıyordu.
Banyas ve Beyda’da sevinç tekbirleri
Ural’ın yakalandığı haberinin duyulmasının ardından katliamın yaşandığı Banyas ve Beyda sokaklarında kutlamalar yapıldı. Cuma namazı sonrasında meydanlarda toplanan ilçe sakinleri kararı memnuniyetle karşılarken, Beyda camilerinden 13 yıl sonra gelen adaletin sevinciyle tekbir sesleri yükseldi. Yerel halk, Ural’ın yargı önüne çıkarılmasının rejimin işlediği savaş suçlarının hesabının sorulması adına tarihi bir adım olduğunu vurguladı.


















