Avustralya’nın Yeni Güney Galler (NSW) eyaletinde, polisin protestoculara yönelik orantısız güç kullanımı kamuoyunda geniş çaplı tepkilere yol açtı. İbadet eden Müslümanların yerde sürüklenmesi, göstericilere yumruk atılması, hareket kabiliyeti kısıtlı kişilere biber gazı sıkılması ve kalabalıkların abluka altına alınmasıyla ilgili başlatılan resmi soruşturma, emniyetin “şiddet yanlısı eylemciler” söylemini zayıflatan bulguları gün yüzüne çıkardı.
NSW Kolluk Kuvvetleri Davranış Komisyonu (LECC) bünyesinde başlayan soruşturma oturumlarında, polisin iddia ettiği fiziksel saldırganlığa dair kanıtların oldukça sınırlı olduğu vurgulandı.
Olaylar, 9 Şubat tarihinde İsrail Cumhurbaşkanı İshak Herzog’un Avustralya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında meydana geldi. Sidney Belediye Binası yakınlarında toplanan kitle, Herzog’un ziyaretine tepki göstermek amacıyla protesto düzenledi.
Sosyal medyada yayılan ve geniş tepki toplayan görüntülerde, akşam namazını kılan göstericilerin polis tarafından zorla yerde sürüklendiği, protestocuların yüzlerine yumruk atıldığı ve kalabalığın dar bir alana hapsedildiği kameralara yansıdı.
Komisyon, polis müdahalesine yönelik çok sayıda kritik vakayı incelemeye aldı. Soruşturma dosyasında öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Akşam namazını eda eden kişilerin polis ekiplerince sürüklenerek engellenmesi,
- 60’lı yaşlarındaki bir göstericinin yüzünden yumruklanarak darbedilmesi,
- Yürüme zorluğu çeken ve engelli bireylerin yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkılması,
- Gözaltı işlemleri sırasında uygulanan sert fiziksel güç ve alandan uzaklaşmaya çalışan kitleye yönelik organize polis hücumu.
Soruşturmaya destek veren avukat Kirsten Edwards, sürecin halk tarafından yapılan yaklaşık 400 resmi şikayet ve incelenen 1000 saati aşkın video kaydına dayandığını bildirdi. Edwards, protestonun ilk aşamalarda tamamen barışçıl olduğunu, eylemcilerin yürüyüş düzenleme isteği üzerine yaşanan tartışmaların ise yalnızca sözlü gerilim düzeyinde kaldığını belirtti.
İncelenen kayıtların, gösteri organizatörlerinin gerginliği düşürmek için polis ekipleriyle defalarca sakinleştirici temas kurmaya çalıştığını gösterdiği aktarıldı.
Olayların ardından emniyet güçleri, polise mukavemet ve saldırı suçlamalarıyla yaklaşık 30 gösterici hakkında adli işlem başlatmıştı. Ancak soruşturma süreci ilerledikçe bu suçlamaların bir kısmı geri çekildi.
Komisyon oturumlarının başlamasından hemen önce yedi kişinin dosyası kapatılırken, geçmiş aylarda da dört kişinin suçlamaları düşürüldü. Yerel mahkemenin başlangıçta 25 kişi olarak belirlediği yargılanacak sanık sayısı, düşen davalarla birlikte 17’ye geriledi.
Öte yandan, polisin yürüyüşü engellemek adına dayanak gösterdiği olağanüstü yasal düzenlemenin, protestolardan iki ay sonra eyalet yüksek mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği hatırlatıldı.
Emniyet kanadı ise güç kullanımını personelin maruz kaldığı ağır sözlü tacizlerle savundu. NSW Polis Komiseri Mal Lanyon’ı temsil eden avukat David Solan, memurların benzeri görülmemiş derecede ağır hakaretlere maruz kaldığını ve birçoğunun görev boyunca profesyonel tavrını koruduğunu ileri sürdü.
Soruşturmanın ilk duruşması öncesinde emniyet yönetiminin tüm celselerin basına ve kamuoyuna kapalı yapılması talebinde bulunması oturumların yaklaşık bir ay gecikmesine neden oldu. Komisyon, açılış oturumunu kamuya açık gerçekleştirirken, takip eden beş haftalık sürecin gizli oturumlarla devam etmesine karar verdi.
Bağımsız heyet, sahadaki orantısız güç kullanımının münferit memur eylemleri mi yoksa üst düzey polis yöneticilerinin talimat ve teşvikleri sonucu mu gerçekleştiğini tespit etmeyi amaçlıyor.

















