İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimlere dokuz gün kala düzenlediği etkinlikte “2026 Güvenlik Doktrini”ni kamuoyuna sundu. İran tehdidiyle mücadele etmeyi ve mevcut Tahran yönetimini devirmeyi “hayatının misyonu” olarak nitelendiren Netanyahu, ABD desteği olsun ya da olmasın İran’a yönelik önleyici saldırılar düzenlemeye hazır olduklarını ifade etti.
“İran rejimini devirmek hayatımın misyonu”
Güvenlik doktrininin tanıtımında konuşan Netanyahu, İsrail’in hamlelerinde her zaman Washington’ın onayını aradığını ancak harekete geçmek için bunu bir ön şart olarak görmediğini vurguladı. İran’a yönelik operasyonel hedeflerin ABD’nin onayına bağlı olmadığını savunan Netanyahu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran’ın ilk darbeyi vurmasını engellemek zorundayız. Tahran’a yönelik hedeflerimizin yüzde 90’ını tamamladık ancak gerekirse yeniden vururuz. Bu rejim varlığını sürdürdüğü sürece nükleer ve askeri kapasitesini yeniden inşa etmeye çalışacaktır. Planımız son derece kapsamlı ve kararlıdır; amacımız rejimi devirmektir. Tüm güvenlik birimlerine verdiğim talimat budur.”
İsrail’in savunma konseptinde köklü bir değişime gittiğini belirten Netanyahu, “çevreleme ve savunma” doktrininden “inisiyatif alma ve önleyici saldırı” aşamasına geçtiklerini öne sürdü. Bu kapsamda Batı Şeria’da kapsamlı operasyonların sürdürüleceğini belirten Başbakan; Lübnan, Suriye, Ürdün ve Mısır sınırlarında güvenlik bariyerleri ve tampon bölgeler kurulacağını dile getirdi.
ABD desteğinin kesilmesi ihtimaline karşı yeni ittifaklar
Konuşmasında uluslararası dengelere de değinen Netanyahu, gelecekte İsrail karşıtı bir ABD yönetiminin işbaşına gelmesi durumunda askeri yardımların ve stratejik işbirliğinin sekteye uğrayabileceği uyarısında bulundu. Bu senaryoya karşı yeni küresel ortaklıklar kurulması gerektiğini savunan İsrail Başbakanı, Donald Trump’ın kalan görev süresinin İsrail’in konumunu pekiştirmek için en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, aynı zamanda Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesinin alternatif bir fırsat sunduğunu kaydetti.
Avrupa ülkelerinin İsrail’i kamuoyu önünde kınarken kapalı kapılar ardında işbirliğini sürdürdüğünü iddia eden Netanyahu, Rusya ile ilişkilerin ise sürekli bir ortaklıktan ziyade “ulusal çıkarların çatışması” ekseninde yürüdüğünü aktardı.
145 milyar dolarlık devasa savunma bütçesi
Savunma harcamalarına ilişkin hedeflerini de paylaşan Netanyahu, ordunun modernizasyonu ve operasyonel kapasitesinin artırılması amacıyla önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık 450 milyar şekel (yaklaşık 145 milyar dolar) kaynak tahsis edileceğini açıkladı.
Yapay zeka gibi ileri teknolojilerin insan gücü ihtiyacını kısmen hafifleteceğini ancak ordunun personel sayısının artırılması gerektiğini belirten Başbakan, dışa bağımlılığı asgari düzeye indirmek için mühimmat üretiminde tam bağımsızlığa odaklandıklarını söyledi.
Yolsuzluk davaları ve seçim belirsizliği gölgesinde kritik viraj
Netanyahu’nun sert güvenlik söylemleri, siyasi kariyerinin en kritik seçimlerinden biri öncesinde geldi. Kamuoyu önünde seçimleri kazanma konusunda kesin bir güvencesinin olmadığını itiraf eden Netanyahu, merkez çizgide yer alan ve yeni bir dönem vadeden siyasi rakipleriyle kıyasıya bir yarış içinde bulunuyor.
Başbakanlık koltuğunu kaybetmesi halinde rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla yargılandığı yolsuzluk davalarında hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya olan Netanyahu hakkında ayrıca, Gazze’deki operasyonlar sırasında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından Kasım 2024’te çıkarılmış bir yakalama emri bulunuyor.

















