Suriye’nin Rakka kentinde nesillerdir babadan oğula aktarılan ve bir yaşam biçimi olarak sürdürülen deve yetiştiriciliği, savaşın yıkıcı sonuçları ve ekonomik darboğaz nedeniyle tarihe karışma tehlikesiyle karşı karşıya. Çöl bölgesindeki kadim otlakların çatışmalar ve patlamamış mühimmatlar nedeniyle erişilemez hale gelmesi, sürü sahiplerini dar ve verimsiz tarım arazilerine sıkıştırdı.
Mayın tehlikesi ve göç kadim meraları kapattı
Fırat Nehri’nin batısındaki zengin otlak alanları, iç savaşın getirdiği göç dalgaları öncesinde sürülerin serbestçe dolaşabildiği doğal beslenme sahalarıydı. Çatışmalar nedeniyle nehrin doğusuna ve kuzeydeki zorlu bölgelere sığınan yetiştiriciler, buralarda geleneksel mera ortamını bulamadı. Eski otlaklara geri dönüş ise bölgede yoğun şekilde varlığını sürdüren kara mayınları ve savaş kalıntıları yüzünden neredeyse imkansız hale geldi.
Birleşmiş Milletler raporları; Rakka, Deyrizor ve çevre illerdeki mühimmat kirliliğinin çobanların ve sivillerin güvenli hareket alanını kısıtlamaya devam ettiğini belgeliyor. Serbestçe otlatma imkanını kaybeden üreticiler, hayvanlarını kuru dikenler ve piyasadan temin ettikleri pahalı yemlerle beslemek zorunda kalıyor.
Sürü varlığı hızla eriyor
Girdi maliyetlerindeki fahiş artış ve gelir kaynaklarının tükenmesi, üreticileri hayvanlarını yok pahasına satmaya mecbur bıraktı. Geçmişte 200 ila 300 başlık sürülere sahip olan yetiştiriciler, mevcut durumda hayvan sayılarının 40-50 seviyelerine kadar gerilediğini aktarıyor.
Rakka Deve Yetiştiricileri Derneği verilerine göre, geçmiş dönemde kayıtlı 8 bin ila 10 bin arasındaki deve sayısı günümüzde 1.000 ile 1.500 bandına kadar düştü. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü verileri Suriye genelindeki deve varlığının geçmiş yıllarda on binlerle ifade edildiğini gösterse de yerel düzeydeki bu hızlı erime krizin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor.
Yetersiz veteriner desteği ve hastalık riski
Sektörün karşı karşıya olduğu tek problem mera ve yem yetersizliği değil. Yetiştiriciler, hayvan sağlığı hizmetlerine erişimin kesintiye uğramasından ve özellikle deri hastalıklarının yayılmasından şikayetçi. Düzenli aşı ve tedavi desteğinin bulunmaması, yavru bakımını zorlaştırarak sürülerin doğal yollarla çoğalmasının önüne geçiyor.
Bedevi kültürü ve genetik miras tehdit altında
Rakka kırsalında yapılan bu üretim, sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda derin bir kültürel mirası temsil ediyor. Bölgedeki bedevi belleğinde beyaz renkli “Maghatir”, yaygın tür olan “Sufr”, “Şu’l”, “Şakh” ve nadir bulunan kızıl tonlardaki “Humr” gibi özel ırklar özenle korunuyordu.
Üreticiler, nesillerdir aktarılan bu mirasın tamamen kaybolmaması için acil adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Hayvancılığın sürdürülebilmesi; mayın temizliğinin yapılarak güvenli otlatma koridorlarının açılmasına, düzenli yem sübvansiyonuna ve kapsamlı veterinerlik hizmetlerinin sahaya ulaştırılmasına bağlı.

















