Filistinli şair Mahmud Derviş’in “Beyrut çadırımızdır, Beyrut yıldızımızdır” dizelerinin yankılandığı Lübnan’ın başkenti Beyrut, ülkeyi sarsan derin krizlere, yıkımlara ve savaş tehdidine rağmen edebiyat dünyasına yeniden ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 67’ncisi düzenlenen Beyrut Arap Uluslararası Kitap Fuarı, 18 Ekim’e kadar sürecek etkinlikleriyle ticari bir satış organizasyonu olmanın ötesine geçerek; toplumsal varoluş, yeniden inşa, kimlik ve tehdit altındaki hafızanın savunulduğu ortak bir direniş alanına dönüştü.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın katılımıyla “Seaside Arena” kompleksinde kapılarını açan fuar, 23’ü diğer Arap ülkelerinden olmak üzere toplam 163 yayınevini tek çatı altında topladı.
Organizasyonda yıllar sonra gelen birlik
Arap Kültür Kulübü ile Lübnan Yayıncılar Sendikası’nın uzun süredir devam eden ayrılıkları geride bırakıp ortak bir koordinasyonla fuarı düzenlemesi, kültürel çevrelerde tarihi bir adım olarak değerlendirildi:
- Dağınıklığa son verildi: Geçmiş yıllarda farklı organizasyonlar nedeniyle bölünen fuar yapısı tek çatı altında birleştirilerek yayıncı, yazar ve okur arasındaki profesyonel köprü yeniden kuruldu.
- Kriz kıskacındaki küçük yayıncılar: Lübnan’daki derin mali kriz, kâğıt ve baskı maliyetlerinin döviz bazında katlanması ve halkın alım gücünün erimesi, özellikle butik ve bağımsız yayınevlerinin varlığını tehdit etmeyi sürdürüyor.
- 1956’dan bugüne uzanan gelenek: İlk kez 1956 yılında Beyrut Amerikan Üniversitesi’nin (AUB) West Hall salonunda başlayan fuar geleneği, Ortadoğu’nun köklü düşünce ve yayıncılık merkezi olan Beyrut’un bu unvanını diğer bölge başkentlerine kaptırmama kararlılığını simgeliyor.
Bankacılık krizinden sözlü tarihe: Lübnan kendini tartışıyor
Fuar programı, yaşanan krizleri salt entelektüel bir süs olarak değil, doğrudan toplumun canını yakan açık yaralar olarak masaya yatırıyor:
- Sistemik krizler masada: Lübnan bankacılık sisteminin çöküşü, halkın güvenini yitiren kurumlar, parlamenter medya, demokrasinin sınırları ve kapitalizm ile sosyalizm modelleri özel oturumlarda tartışılıyor.
- Sözlü tarih ve Ras Beyrut: Halid Ziyade’nin “Eşsiz Altmışlar” kitabı ekseninde yapılan değerlendirmelerin yanı sıra “Birlikteyiz: Ras Beyrut’un Sözlü Tarihi” paneliyle, kentin gündelik hafızası ve mahalle kültürü kayda geçiriliyor.
- Efsane isimlere vefa: Arap yayıncılığının öncüsü Dar el-Adab’ın mirası anılırken; Suphi es-Salih, Gassan Tueni, Ahmed Kaabur, Kemal Canbolat ve ünlü tiyatrocu Şuşu gibi Lübnan’ın düşünce, basın ve sanat hayatına yön veren figürler anılıyor.
Savaş bir kültür sorunu: İsrail saldırılarına karşı kültürel miras
İsrail’in Lübnan’a ve Gazze’ye yönelik saldırıları, fuar salonlarındaki panellerin en yakıcı gündem maddesi haline geldi. Programda, İsrail saldırıları karşısında tarihi binaların, köylerin ve arkeolojik alanların korunmasını amaçlayan “Kültürel Mirasın Muhafazası” başlıklı özel bir oturuma yer verildi.
Edebiyatın savaş ortamındaki rolünün de sorgulandığı oturumlarda yazarlar; acının piyasalaştırılmadan nasıl anlatılabileceğini ve yıkımın dilin sınırlarını aştığı anlarda edebiyatın nasıl bir tanıklık üstleneceğini tartıştı. Gazze ile dayanışma kapsamında yazar Lina Tabbal’ın “Gazze’ye Yüz Sevgi Gemisi” kitabı da okurlarla buluştu.
Çok dillilik, yapay zekâ ve çocuk etkinlikleri
Beyrut’un Doğu ile Batı arasında bir köprü kuran çok kültürlü kimliği, Fransız Kültür Merkezi’nin (Institut Français) başkent dışındaki şehirlere de yayılan paralel programı ve frankofon edebiyatçıların katılımıyla zenginleştirildi.
Fuarda geleceğin teknolojileri de unutulmadı. Yapay zekânın akademik kütüphaneleri birer bilgi merkezine dönüştürme potansiyeli, yapay zekâ-din ilişkisi ve makineleşme karşısında insanın anlam arayışı gibi başlıklar ele alındı. Kriz döneminde kültüre erişimi kısıtlanan çocuklar için masal dinletileri, kukla atölyeleri, resim ve eğitici tiyatro etkinlikleri düzenlenerek yeni neslin kitapla bağı canlı tutulmaya çalışılıyor.

















