Riyad Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıların sivil havacılık ve bölge güvenliği üzerindeki yankıları sürerken, İran Dışişleri Bakanlığı’ndan dikkat çeken bir diplomatik hamle geldi. Tahran yönetimi, Yemen’deki Husiler ile Suudi Arabistan arasında barış görüşmelerinin başlatılması için “iyi niyet elçiliği” yapmaya hazır olduğunu açıkladı.
Gelişme; Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi arasında gerçekleşen ve bölgesel gerilimin ele alındığı telefon görüşmesinin hemen ardından duyuruldu. İran tarafı krizlerin askeri yollarla çözülemeyeceğini savunurken, Riyad’dan arabuluculuk teklifine henüz resmi bir yanıt verilmedi.
Sahadaki gerçekler teklifin samimiyetini sorgulatıyor
Tahran’ın arabuluculuk hamlesi, doğrudan sivil altyapıların hedef alındığı kritik bir zaman dilimine denk geldi. Siyasi gözlemciler, sivil can kayıplarının yaşandığı ve hava trafiğinin aksadığı bir ortamda diplomatik girişimin somut karşılık bulmasının önünde ciddi engeller bulunduğuna işaret ediyor.
İranlı akademisyen Hasan Ahmediyan, Tahran ile Husiler arasındaki diyaloğun gerilimi düşürmek ve siyasi müzakere zemini hazırlamak adına bir fırsat sunduğunu belirtti. Ahmediyan, iki taraf arasındaki ilişkinin ast-üst hiyerarşisi değil, ortak hedeflere dayalı bir ittifak olduğunu ve İran’ın karar dayatmadığını savundu.
Buna karşılık Orta Doğu uzmanı Mahcub ez-Züveyri, Husilerin kritik tesisleri hedef alarak Suudi Arabistan üzerindeki ekonomik maliyeti artırmayı ve müzakere masası öncesinde ellerini güçlendirmeyi amaçladıklarını vurguladı. ABD’li analist Tim Constantine ise Tahran’ın hem Husileri silahlandırıp hem de arabuluculuk teklif etmesini “yangını çıkarıp söndürmeye çalışmaya” benzeterek, samimi bir adım için askeri desteğin kesilmesi gerektiğini ifade etti.
Körfez cephesi teklife mesafeli ve şüpheyle yaklaşıyor
Suudi Arabistan tarafında ise diplomatik temasların kriz dönemlerinde de sürdüğü hatırlatılırken, Tahran’ın niyetine dair ciddi şüpheler korunuyor:
- Stratejik Manovra İddiası: Suudi stratejist Ahmed eş-Şehri, Tahran’ın bu hamleyle sahadaki gerileme karşısında Husilerin siyasi geleceğini ve Yemen denklemi içerisindeki ağırlığını kurtarmaya çalıştığını öne sürdü.
- Meşru Hükümete Tam Destek: Analist Mübarek Al Ati ise gerilime verilecek yanıtın belirsiz arabuluculuklar değil; uluslararası alanda tanınan meşru Yemen hükümetine verilen askeri, siyasi ve ekonomik desteğin kararlılıkla artırılması olduğunu kaydetti.
Sürecin önündeki en büyük sınav: Silahların susması
Tartışmalar, Tahran’ın arabuluculuk rolünün sahadaki askeri gerçekliklerle ne kadar uyuştuğunu tartışmaya açıyor. Riyad yönetiminin uluslararası kamuoyunda Husilerin sivil hedeflere yönelik saldırılarını kınayan geniş bir diplomatik cephe oluşturduğu bir dönemde, müzakere kapısının açılıp açılmayacağı Tahran’ın vekalet kartını sınırlandırma iradesine ve sınır güvenliğinin somut garantilerine bağlı görünüyor.

















