Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent, İran ekonomisine yönelik “eşi benzeri görülmemiş” yeni tedbirler uygulamaya hazırlandıklarını açıkladı. Aylardır genişletilen petrol, deniz taşımacılığı ve finans yaptırımlarının ardından Washington, açık kaynaklara ve uluslararası analizlere göre Tahran’ın can damarlarını tamamen kesmeyi hedefleyen kapsamlı bir ekonomik baskı paketini devreye sokmayı planlıyor.
Kpler verilerine göre, 2025 yılında İran petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını tek başına satın alan Çin, ABD’nin birincil hedefi konumunda bulunuyor.
Çinli bağımsız rafineriler ve bankalar hedef tahtasında
Washington yönetimi, Çin’deki bağımsız rafinerileri (teapots) ve bunlara aracılık eden finans kuruluşlarını ikincil yaptırımlarla baskı altına almayı hedefliyor. Nisan ayında Çinli Hengli Petrochemical şirketine yaptırım uygulayan ABD Hazinesi, iki büyük Çin bankasını da İran bağlantılı transferler sebebiyle uyardı.
Pekin yönetiminin mayıs ayında kendi mevzuatını işleterek 5 rafinerisine yönelik ABD yaptırımlarını durdurması ise iki süper güç arasındaki gerilimin boyutunu gözler önüne seriyor.
Gölge filolar, havacılık sektörü ve ‘hayalet ağlar’
ABD Hazinesi; İran petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazını (LPG) Umman menşeli gibi göstererek Asya pazarına kaçıran paravan şirketleri, tankerleri ve “gölge bankacılık” ağlarını hedef almaya devam ediyor. Deniz ablukasının yarattığı kısıtlamalar sebebiyle Washington’ın bir sonraki adımda İran’ın kargo taşımacılığı yapan havacılık şirketlerini de kara listeye alabileceği belirtiliyor.
Kara ablukası ve ikincil gümrük tarifeleri
Uzmanlar, masada bulunan ancak uygulanması en karmaşık iki stratejiyi kara sınırlarının kapatılması ve ikincil gümrük tarifeleri olarak sıralıyor:
Kara Ablukası: İran’ın komşuları olan Irak, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan ile geniş çaplı siyasi uzlaşı gerektirdiği için sahada uygulanması en zor seçenek olarak değerlendiriliyor.
İkincil Gümrük Vergileri: İran ile ticaretini sürdüren ülkelere ek gümrük vergisi getirilmesi seçeneği gündemde tutulurken, bu adımın ABD Senatosu’ndaki yasama süreçleri ve uluslararası ticaret hukuku engellerine takılabileceği vurgulanıyor.






















