ABD ile İran arasında imzalanan “İslamabad Mutabakatı” kapsamındaki 60 günlük müzakere süresi resmen sona erdi. Geçici uzlaşmanın nihai bir barış ve güvenlik anlaşmasına dönüştürülememesi, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kritik bir eşiğe taşırken; tarafların sahadaki teyakkuz hali ve perde arkası temas arayışları sürüyor.
Mutabakat neleri kapsıyordu, neden tıkandı?
Anlaşmanın üçüncü maddesi, tarafların 60 gün içinde nihai anlaşmaya varmak üzere müzakere yürütmesini öngörüyordu.
Süreçte yaşanan temel aksaklıklar:
Nükleer ve İmar Dosyası: Taslak metin; zenginleştirilmiş uranyum stoklarının UAEA denetiminde müzakere edilmesini, dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını ve İran için 300 milyar dolarlık yeniden imar planını içeriyordu.
Hürmüz Boğazı ve Abluka: İran’ın ticari gemilere güvenli geçiş garantisi vermesi, ABD’nin ise deniz ablukasını 30 gün içinde kaldırması hedeflenmişti. Ancak Washington’ın Umman kıyılarında alternatif seyrüsefer yolları açma girişimi Tahran tarafından ihlal sayıldı.
Askeri Tırmanma ve Yaptırımlar: Temmuz başında yaşanan karşılıklı hava saldırıları ve ABD Hazine Bakanlığı’nın İran petrol ticaretine yönelik muafiyetleri iptal etmesi diplomatik kanalları kilitledi.
Masadaki üç temel kriz senaryosu
Nihai bir anlaşmaya varılamaması veya sürenin uzatılmaması durumunda bölgesel dengeleri etkileyebilecek üç temel ihtimal öne çıkıyor:
1. Kademeli Diplomasi ve Süre Uzatımı: Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda, karmaşık siyasi dosyaların ötelenerek öncelikle Hürmüz Boğazı seyrüsefer güvenliği gibi sınırlı teknik başlıklarda uzlaşılması (en düşük maliyetli seçenek).
2. Ekonomik Boğma ve Deniz Ablukası: ABD’nin doğrudan sıcak çatışma yerine deniz ablukasını ve mali yaptırımları sıkılaştırması; Tahran yönetiminin ise artan enflasyon ve bütçe baskısına rağmen direnç stratejisini sürdürmesi.
3. Bölgesel Yıpratma Savaşı: Irak, Lübnan ve Körfez hattındaki vekil unsurların dahil olduğu, aralıklı hava ve İHA saldırılarıyla süregelen uzun vadeli ve yüksek maliyetli bir çatışma döngüsüne dönülmesi.

















