Batı Şeria’daki İsrail yerleşim faaliyetlerinin yoğunlaşması, Avrupa Birliği’ni (AB) ticari yaptırımlar konusunda harekete geçirdi. Brüksel’de toplanan AB dışişleri bakanları, yerleşim birimlerinden gelen mallara yönelik kısıtlamaları masaya yatırıyor. Edinilen bilgilere göre, toplantının temelini Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve bugüne kadar gizli tutulan özel bir belge oluşturuyor.
Masadaki 3 seçenek: Ambargo, tarife veya lisans
Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı gizli belgede, İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin Avrupa pazarına girişini engellemek veya zorlaştırmak adına üç temel yöntem öne çıkıyor:
-
İthalat Lisans Sistemi: Yerleşim birimlerinden gelen ürünlerin izlenebilirliğini artıracak sıkı bir izin sistemi kurulması.
-
Yüksek Gümrük Vergileri: Yerleşim ürünlerinin AB pazarına girişini ekonomik olarak caydırıcı hale getirecek yüksek vergi tarifeleri uygulanması.
-
Tam Ticaret Yasağı: Yerleşim birimlerinden gelen tüm ürünlerin AB’ye girişinin tamamen yasaklanması.
Karar mekanizmasında “Hukuki Çıkmaz”
AB, prensipte İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı bulsa da, bu konuda somut bir adım atma noktasında derin bir bölünme yaşıyor. En büyük sorun, kararın nasıl alınacağı konusunda yaşanıyor.
Bazı üye ülkeler, kısıtlamaların “nitelikli çoğunluk” (15 ülkenin onayı ve AB nüfusunun %65’i) ile alınabileceğini savunurken, Almanya gibi ülkelerin de dahil olduğu bir grup, bu tür ticari yaptırımların “oybirliği” gerektirdiğini iddia ediyor. Oybirliği şartı, herhangi bir ülkenin tek başına veto yetkisini kullanabileceği anlamına geldiği için, herhangi bir yaptırım kararının çıkmasını fiilen imkansız kılıyor.
Belçika’dan “Avrupa’nın taraflılığı” eleştirisi
Toplantı öncesinde Belçika Dışişleri Bakanı Maxim Prevot, Avrupa’nın İsrail’e karşı “taraflı” bir tutum sergilediğini belirterek sert açıklamalarda bulundu. Prevot, Belçika’nın aylar önce sunduğu yaptırım önerilerinin hayata geçirilmemesini eleştirerek, “Avrupa Birliği bu konuda çok geride kaldı” ifadesini kullandı.
Uluslararası Adalet Divanı’ndan gelen uyarı
AB üzerindeki baskının artmasında, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) Temmuz 2024’te yayımladığı tavsiye niteliğindeki görüş etkili oldu. UAD, İsrail’in işgalini ve yerleşim birimlerini yasadışı olarak tanımlamış; üçüncü ülkelerin bu durumu destekleyecek ticari faaliyetlerden kaçınması gerektiğine dikkat çekmişti.
Ancak sahada durum farklı bir yöne evriliyor:
-
İsrail’in planları: İsrail yönetimi Temmuz ayı başında 13 yeni yerleşim yeri kurma planını onayladı.
-
Hızlanan yerleşim: Verilere göre, 2012-2022 yılları arasında yıllık ortalama 8 olan yerleşim noktası kurulumu, 2025 itibarıyla 86’ya yükseldi.
AB’nin bu toplantıdan resmi bir karar çıkarması beklenmese de, Brüksel’in “yerleşimler” dosyasına yaklaşımı, önümüzdeki dönemde Avrupa-İsrail ilişkilerinin seyrini belirleyecek en kritik başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.



