ABD Başkanı Joe Biden’ın görev süresi boyunca Gazze’de yaşanan katliamlara yönelik tutumu, ana akım Batı medyasında yeni bir anlatı inşasıyla yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Al Jazeera’nin medya eleştiri programı The Listening Post, Washington yönetiminin Gazze politikasını ve Beyaz Saray çevrelerinin kamuoyundaki “soykırım suç ortaklığı” algısını perdeleme çabalarını mercek altına aldı.
Analizler, Biden yönetiminin İsrail’e sağladığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto kararlarının arka planda tutularak, başkanın kapalı kapılar ardında “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya baskı kurduğu” yönünde bir söylemin öne çıkarıldığını gösteriyor.
Kapalı kapılar ardındaki öfke iddiaları ve sahadaki gerçeklik
Batı medyasında son dönemde yayımlanan perde arkası raporlarda, Biden’ın özel görüşmelerde Netanyahu’ya sert tepkiler gösterdiği ve sivil kayıplardan rahatsızlık duyduğu sıkça işleniyor. Ancak uzmanlar, bu haber sızıntılarının Beyaz Saray tarafından planlı biçimde dolaşıma sokulduğunu ve Biden’ın siyasi mirasını kurtarmayı amaçlayan bir halkla ilişkiler faaliyeti olduğunu vurguluyor.
Kameralar karşısında İsrail’e verilen koşulsuz diplomatik ve askeri desteğin sürmesi, medyadaki bu “gizli baskı” iddialarını boşa çıkarıyor. Gerçekleşen kesintisiz silah akışı ve Tel Aviv yönetimine sunulan koruma kalkanı, kapalı kapılar arkasında yaşandığı öne sürülen tartışmaların pratik hiçbir karşılığı olmadığını ortaya koyuyor.
Gazze mirası: Suç ortaklığı mı, engelleme çabası mı?
Medya analistleri ve insan hakları savunucuları, Washington’ın Gazze krizindeki rolünün “çaresiz bir arabulucu” olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Sivil yerleşimleri yerle bir eden ağır tonajlı mühimmatların transferini askıya almayan ve İsrail’in saldırılarını durduracak somut adımları atmaktan kaçınan Biden yönetimi, geniş kitleler tarafından yaşanan insani trajedinin doğrudan ortağı olarak nitelendiriliyor.
Ana akım haber bültenlerinde yürütülen bu söylem mücadelesi, Biden’ın başkanlık dönemine ait Gazze arşivinin tarih sayfalarına nasıl geçeceğini belirleme yarışının en açık örneği olarak öne çıkıyor.


















