Dünya petrol taşımacılığının can damarı Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi hattında peş peşe yaşanan tanker saldırıları, uluslararası deniz ticaretinde benzeri görülmemiş bir güvenlik krizini tetikledi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun takip cihazlarını (AIS) kapatan gemileri hedef aldıklarını duyurması ve son 24 saat içinde üç ayrı geminin vurulması, bölgedeki deniz emniyeti tartışmalarını yeni bir boyuta taşıdı.
İran makamları, biri yaklaşık 2 milyon varil petrol taşıyan iki süpertankere Hürmüz geçişinde deniz mayınlarıyla müdahale edildiğini açıklarken, Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ise Suudi Arabistan’ın Cübeyl Limanı açıklarında bir başka tankerin hedef alındığını bildirdi. Tahran, gemilerin Amerikan ordusunun talimatıyla rotalarını ve takip sistemlerini gizleyerek İran tarafından belirlenen güvenlik koridorunu ihlal ettiğini öne sürüyor.
Yedi günde 12 saldırı: Güney geçiş koridoru ateş altında
UKMTO verilerine göre, son bir hafta içerisinde Hürmüz Boğazı ve mücavir sularda seyreden gemilere yönelik en az 12 saldırı girişimi kayıtlara geçti. Aynı zaman diliminde boğazdan günlük ortalama 36 olmak üzere toplam 254 gemi geçiş yaparken, bildirilen 84 olağan dışı olayın 74’ünü mühimmatlı saldırılar oluşturdu.
Saldırıların yaklaşık yüzde 75’inin boğazın güney rotasında yoğunlaşması, seyrüsefer emniyetini en alt seviyeye indirdi. Askeri uzmanlar, gemilerin hasar bildiriminde bulunmaktan kaçınmasını iki temel gerekçeye bağlıyor:
- Sigorta ve lojistik maliyetleri: Hasar teyidinin küresel reasürans şirketlerince primleri astronomik seviyelere çekmesini engellemek.
- Askeri gizlilik: Tankerlerin alternatif intikal rotalarının ve operasyonel hareket tarzlarının açığa çıkmasını önlemek.
İran’ın üç kademeli vuruş doktrini ve “deniz tecridi” stratejisi
Emekli asker ve strateji uzmanı Albay Nidal Ebu Zeyd, Umman’ın Sahar Limanı ile BAE’nin Fuceyre açıklarına kadar genişleyen saldırıların, İran’ın üç kademeli savunma ve vuruş doktrinini devreye soktuğunu gösterdiğini vurguluyor.
Ebu Zeyd’e göre Tahran sahadaki operasyonlarını şu sacayaklarına oturtuyor:
- Birinci kademe: Dar su yollarına döşenen akustik ve temas tipi deniz mayınları.
- İkinci kademe: Kıyıdan yönlendirilen uzun menzilli kamikaze insansız hava araçları (İHA).
- Üçüncü kademe: Kıyı bataryalarından fırlatılan orta menzilli gemisavar füzeleri ile RPG taşıyan hızlı hücum botları.
Bu taktik, Amerikan donanmasının açık denizlerde “seyrüsefer serbestisi ve deniz hakimiyeti” kurma doktrinine karşı, İran’ın hasmı su yolundan tamamen mahrum bırakmayı amaçlayan “deniz tecridi” (sea denial) anlayışını yansıtıyor.
Washington’ın yıpratma savaşı ikilemi ve seçim takvimi
Basra Körfezi’ndeki kriz, 2 bin 400 kilometrelik sahil şeridine sahip İran ile yıpratma savaşına girmekten çekinen ABD yönetimini taktiksel bir çıkmaza sürüklüyor. ABD basınına yansıyan bilgilere göre Beyaz Saray, 3 Kasım Kongre ara seçimleri öncesinde petrol fiyatlarının sıçramasını ve çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesini önlemek amacıyla, Hürmüz kıyısındaki füze bataryalarına yönelik bazı hava harekatlarını askıya aldı.
Buna karşın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgede yaklaşık 400 ticari gemiye eskortluk sağlandığını, 100 milyon varil ham petrolün güvenli sevk edildiğini ve Tahran’ın 25 milyar dolarlık yasa dışı petrol ihracatının bloke edildiğini savunuyor. Ancak askıya alınan misilleme operasyonlarının sahadaki saldırı dalgasını daha da cesaretlendirdiği ve deniz taşımacılığı devlerinin bölgeden çekilme riskini artırdığı belirtiliyor.

















