ABD ve İsrail ile tırmanan gerilim ve geniş çaplı çatışma riskinin gölgesinde İran, sivillere yönelik kapsamlı bir askeri ve savunma eğitimi hamlesi başlattı. Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından Tahran’da kurulan yeni askeri kamplarda sivil vatandaşlara ateşli silah kullanımı, zorlu arazi geçişleri, insansız hava araçlarına (İHA) karşı korunma, sokak çatışmaları ve acil ilk yardım gibi temel harp teknikleri öğretiliyor.
Genişleyen bu sivil seferberlik programı, ordu, DMO ve resmi Besic teşkilatı varken yeni bir halk gücüne neden ihtiyaç duyulduğu ve toplumun militarize edilerek olası iç huzursuzlukların bastırılmasında kullanılabileceği tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Hedef 1000 halk taburu kurmak: 30 milyon kayıt
Yetkililer, yürütülen hazırlıkların “Can Feda” (Jan Feda) adı verilen ulusal bir seferberlik kampanyasının parçası olduğunu belirtiyor. Kampanyanın sahadaki hedefleri ve katılım tablosu dikkat çekiyor:
- Kampanya sistemine 30 milyondan fazla vatandaş kayıt yaptırdı.
- 8 milyon kişi doğrudan askeri ve güvenlik görevlerinde yer almaya hazır olduğunu beyan etti.
- İlk aşamada doğrudan halktan oluşan 1000 taburun (tabur-u halki) kurulması hedefleniyor.
İran yönetimi bu adımlarla batı sınırlarından gelebilecek olası bir kara harekatı, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki adalara yönelik hava indirmeleri veya Tahran çevresindeki dağlık alanlara sızma girişimleri gibi çoklu tehdit senaryolarına karşı caydırıcılık oluşturmayı amaçlıyor. Kampanya Sözcüsü Sasan Zare, ordunun her türlü tehdidi püskürtecek güçte olduğunu ancak halkın hazır bulunmasının düşmana karşı psikolojik bir caydırıcılık sağladığını vurguluyor.
Kadınlara özel kamplar: ‘Savaş şehre inerse kendimizi koruyacağız’
Seferberliğin en dikkat çeken yönlerinden birini kadınların yoğun ilgisi oluşturuyor. “Can Feda” kampanyasına başvuranların yaklaşık üçte birinin kadınlardan oluştuğu bildirildi.
Tahran’daki askeri merkezde eğitim alan Şehrazad isimli bir sivil, tehlikeyi sadece beklemek yerine doğrudan karşılamaya hazır olmak istediğini belirterek, İsrail ve ABD’den gelebilecek bir saldırıya karşı halk taburlarında görev almak istediğini söyledi. İran ordusunun kadın dövüş sanatları eğitmeni Fatıma Habib Nejad ise amaçlarının kadınları düzenli birer askere dönüştürmek değil, çatışmaların yerleşim yerlerine sıçraması durumunda kendi ailelerini ve canlarını koruyabilecek refleksleri kazandırmak olduğunu kaydetti.
Toplumun askerileşmesi ve iç karışıklık endişesi
Askeri eğitimlerin sivil nüfusa bu denli yayılması Tahran’da eleştirileri de artırmış durumda. Sosyolog ve gazeteci Ali Pur Tabatabai, toplumun kontrolsüz biçimde militarize edilmesinin sivil toplum kurumlarını felç edeceğine ve karar mekanizmalarında tamamen askeri tahakküm kuracağına dikkat çekiyor.
Eleştirmenler, ordu hiyerarşisi dışındaki bu silahlı halk taburlarının ileride toplumsal protestoları ve iç muhalefeti bastırmak için rejim tarafından sahaya sürülebileceği endişesini taşıyor. Diplomatik temasların tıkanması ve karşılıklı saldırıların devam ettiği süreçte, İran’ın sivilleri cephe arkası güç haline getirme girişimi bölgedeki gerilimin boyutunu gözler önüne seriyor.



















