Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) Suudi Arabistan’a ve uluslararası alanda tanınan meşru hükümet güçlerine yönelik son dönemdeki en gelişmiş saldırılarının arkasında doğrudan İran desteğinin bulunduğunu yazdı. İstihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde; Tahran yönetiminin insansız hava araçları (İHA) ile balistik füzelerin hedeflerinin belirlenmesinde, taktiksel yönlendirmelerde ve askeri eğitimde Husilere kapsamlı destek sunduğu öne sürüldü.
Söz konusu askeri ve lojistik yardımın, Husilerin sahadaki hızlı ilerleyişine doğrudan zemin hazırladığı kaydedildi. Petrol ihracatı açısından küresel bir darboğaz olan Babülmendep Boğazı’nın kıyı şeridini denetimi altına alan grubun; tankerleri, kritik enerji tesislerini ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını hedef alma kapasitesini belirgin şekilde artırdığı belirtiliyor.
Balistik füzeler ve İHA’lar için hedef istihbaratı
Haberde aktarılan detaylara göre, İran ve müttefiki Hizbullah unsurları on yılı aşkın bir süredir Husi militanlarına füze montajı ve kamikaze İHA kullanımı konusunda eğitim veriyor. Deniz yoluyla yapılan sevkiyatların ABD ve İsrail operasyonlarıyla kesintiye uğramasının ardından, Tahran’ın Yemen’e silah ve ekipman aktarmak için denizaltıları devreye soktuğu iddia ediliyor.
Sahadaki askeri analistler, Husilerin eylül ayında Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Muha kentine ve Babülmendep çevresine düzenlediği taarruzda yeni taktikler sergilediğine dikkat çekiyor. Piyade hücumlarının yanı sıra fiber optik kablo güdümlü FPV dronların ve balistik sistemlerin eş zamanlı kullanımı, doğrudan yabancı askeri danışmanlık izleri taşıdığı şeklinde yorumlanıyor.
Uçak sevkiyatları ve çatışmayı yeniden tetikleyen vuruş
Krizin son dönemde yeniden alevlenmesinde Temmuz 2026’daki gizli uçuşların belirleyici olduğu ifade ediliyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon kaynakları, Mahan Air’e ait uçakların Husi kontrolündeki Sana Havalimanı’na askeri mühimmat, İHA parçaları ve Devrim Muhafızları subayları taşıdığını tespit etti.
Riyad müttefiki güçlerin bu transferleri durdurmak amacıyla Sana’daki pisti hedef almasının ardından taraflar arasındaki kırılgan ateşkes ortamının tamamen çöktüğü bildirildi.
Tahran ve Husi cephesinden iddialara yalanlama
Suçlamaları reddeden Husi Sözcüsü Muhammed el-Buhayti, Devrim Muhafızları varlığına dair iddiaların Suudi Arabistan’ın saldırılarını meşrulaştırmak için üretilmiş abartılar olduğunu savundu. Grubun silah teknolojilerini kendi imkanlarıyla geliştirdiğini belirten el-Buhayti, bazı İHA ve füze yedek parçalarının doğrudan Çin pazarından temin edildiğini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de iddiaların asılsız olduğunu dile getirerek Tahran’ın Yemen’in iç işlerine karışmadığını ve Husilerin kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız kararlar alan bir yapı olduğunu vurguladı.
Buna karşın uluslararası güvenlik uzmanları, Husilerin Babülmendep’teki etkinliği ile İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki caydırıcılığının birleşmesinin, bölgedeki enerji güvenliği ve seyrüsefer serbestisi açısından maliyetleri tırmandırdığı değerlendirmesinde bulunuyor.




















