İsrail Yüksek Mahkemesi, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Cenin, Tulkerim ve Nur Şems mülteci kamplarından zorla çıkarılan Filistinlilerin evlerine dönebilmesi için orduya net bir takvim belirleme zorunluluğu getirdi. Üç yargıçtan oluşan heyetin aldığı bu bağlayıcı karar, İsrail hükümetinin aşırı sağ kanadında sert tepkilere yol açarak yeni bir yargı krizini tetikledi.
Karar, İsrail güçlerinin zorla tahliye ettiği, geniş çaplı yıkımlarla coğrafi yapısını değiştirdiği ve bölge sakinlerinin geri dönüşünü engellediği kamplarda yaşayan Filistinlilerin yaptığı itiraz başvuruları üzerine verildi.
Smotrich yargıçları “halk düşmanı” ilan etti
Mahkemenin kararına ilk ve en sert tepki İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten geldi. Kararı “pervasızca” olarak nitelendiren Smotrich, üç yargıcın ülkeyi büyük bir tehlikeye attığını savundu. Mahkeme kararının ulusal güvenliğe yönelik stratejik bir tehdit oluşturduğunu öne süren aşırı sağcı bakan, bu durumun Filistin direniş altyapısının yeniden kurulmasına olanak tanıyacağını iddia etti.
7 Ekim 2023 saldırılarından hiçbir ders çıkarılmadığını ileri süren Smotrich, Yüksek Mahkeme yargıçlarının “Yahudi halkının düşmanlarına” dönüştüğünü savundu. Yargının askeri ve güvenlik meselelerine müdahalesini sınırlamak için tartışmalı yargı reformu sürecini kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Smotrich; Başbakan ve Savunma Bakanı’na yargının bu kararına uymama ve iş birliği yapmama çağrısında bulundu.
BM raporu: 33 binden fazla sivil zorla yerinden edildi
Yüksek Mahkeme kararı, bölgedeki insani tablonun ulaştığı vahim boyutların ardından geldi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yayımladığı “Kuzey Batı Şeria’daki Filistin Mülteci Kamplarının Yıkımı” başlıklı raporda, İsrail ordusunun 2025 yılı başlarında söz konusu üç kamptan 33 binden fazla Filistinliyi zorla sürgün ettiğini ve geri dönüşlerini uluslararası hukuka aykırı şekilde engellemeyi sürdürdüğünü belgelemişti.
Raporda, İsrail güvenlik güçlerinin evleri kapı kapı dolaşarak halkı göçe zorladığı, yüzlerce binayı yıktığı, altyapıyı tahrip ettiği ve su ile elektrik hatlarını kestiği vurgulandı.
Kampların neredeyse yarısı yerle bir edildi
Uluslararası verilere göre, İsrail askeri operasyonları ve yıkımları sonucunda bölgedeki fiziki tahribat çarpıcı boyutlara ulaştı:
- Cenin Mülteci Kampı: Binaların yüzde 52’si tamamen yıkıldı veya ağır hasar gördü,
- Nur Şems Mülteci Kampı: Yapıların yüzde 48’i kullanılamaz hale geldi,
- Tulkerim Mülteci Kampı: Binaların yüzde 36’sı saldırılar ve yıkımlar nedeniyle harabeye döndü.
Zorla göç ettirilen Filistinliler, İsrail ordu subaylarının kendilerine “Artık buralarda mülteci kampı diye bir yer kalmayacak” dediğini aktarırken, BM yetkilileri uygulanan sistematik tahliyenin insanlığa karşı suç teşkil eden zorla yerinden etme kapsamına girdiğine dikkat çekiyor. Söz konusu yerleşimler, 1948 yılındaki Nekbe’nin ardından kurulan ve BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) tarafından yönetilen tarihi kamplar arasında yer alıyor.

















