Filistinli mahkumların haklarını savunan “Esir Medya Ofisi”, İsrail kontrolündeki Janut Cezaevi’nde tutulan mahkumların sağlığının ciddi boyutta tehdit altında olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, cezaevi yönetiminin uyguladığı sistematik tıbbi ihmalin, özellikle diş ve ağız sağlığı sorunu yaşayan mahkumlar üzerinde yıkıcı etkiler bıraktığı belirtildi.
“Basit müdahaleler engelleniyor”
Esir Medya Ofisi’nin bildirdiğine göre, mahkumların yaşadığı şiddetli diş ve çene ağrılarına rağmen gerekli tıbbi müdahale ve düzenli muayene imkanı sağlanmıyor. Bu durumun, tedavi edilebilir rahatsızlıkları kronikleşen ve daha ağır komplikasyonlara yol açan bir sürece dönüştürdüğü ifade ediliyor.
Tıbbi ihmal zincirine ek olarak cezaevindeki yaşam koşullarının ağırlığı da krizi derinleştiriyor:
- Beslenme yetersizliği: Mahkumlara verilen yemeklerin kalitesizliği ve yetersizliği, bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor.
- Temel ihtiyaç eksikliği: Mahkumların hijyen ve temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmaması, mevcut hastalıkların iyileşme sürecini durduruyor.
- İnsan hakları ihlali: Sağlık hizmetlerinin bir lütuf değil, uluslararası hukukça güvence altına alınmış bir “hak” olduğu hatırlatılarak, bu durumun sistematik bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı vurgulanıyor.
Uluslararası topluma çağrı
Esir Medya Ofisi, uluslararası insan hakları örgütlerini ve sağlık kuruluşlarını, İsrail makamlarına “tıbbi ihmal” politikasına son vermeleri için baskı yapmaya çağırdı. Hasta mahkumların tedavi süreçlerinin derhal başlatılması, hayatlarını riske atan bu ihmallerin son bulması talep edildi.
Cezaevlerindeki ağır tablo
Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da gerçekleştirilen 23 bini aşkın tutuklama, İsrail hapishanelerindeki kapasiteyi ve mahkum profillerini de değiştirdi. Güncel verilere göre, İsrail cezaevlerinde tutulan 9.400’den fazla Filistinli mahkumun durumu şöyle:
| Kategori | Sayı |
| Toplam Mahkum | 9.400+ |
| İdari Tutuklu | 3.376 |
| Kadın Mahkum | 86 |
| “Yasadışı Savaşçı” statüsündekiler | 1.283 |
İnsan hakları örgütleri, özellikle idari tutukluluk ve “yasadışı savaşçı” statüsüyle tutulanların sağlık hizmetlerine erişiminin neredeyse imkansız hale getirildiğine dikkat çekiyor.

