Mısır’ın Yeni İdari Başkenti, nisan ayı başlarında Afrika Göç Bakanları Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Toplantıya, Küresel Göç Mutabakatı’nın uygulanmasında “öncü ülkeler” olarak bilinen 17 Afrika ülkesinin dışişleri bakanları ve temsilcilerinin yanı sıra Uluslararası Göç Örgütü (IOM) katıldı. Gergin bir bölgesel atmosferde gerçekleşen bu toplantı, mayıs ayında New York’ta düzenlenecek olan Uluslararası Göç İnceleme Forumu’nun hemen öncesinde yapıldı.
Bakanlar, göç konusunda Afrika’nın ortak bir tutum sergilemesi gerektiğine odaklanan ve “Kahire Bildirgesi” adını taşıyan ortak bir bildiri yayımladı. Bildirgede; düzenli göç yollarının önceliklendirilmesi, sınır ötesi iş birliğinin güçlendirilmesi, istihdam ve hareketlilik fırsatlarının artırılması vurgulandı.
Ayrıca, Küresel Mutabakat uygulanırken ulusal egemenliğe ve yerel hassasiyetlere saygı gösterilmesi gerektiği yinelenirken; kaçakçılık ve insan ticareti ağlarıyla mücadele, yasal kimlik sistemlerinin geliştirilmesi ve göçmenlerin onurlu bir şekilde geri dönüşü ile yeniden entegrasyonunun desteklenmesi taahhüt edildi.
Bildirge Afrika’nın bağımlılığını bitirecek mi?
Kahire Bildirgesi, göç dosyasında Afrika’nın bağımsız söylemini öne çıkarma yönünde net bir çaba barındırsa da uluslararası bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmış değil. Bakanlar, kıtanın sadece küresel politikalardan etkilenen bir taraf değil, aynı zamanda bu politikaların oluşturulmasında aktif bir ortak olduğunun altını çizdi. Bu durum, “organize suçlar ve insan ticaretiyle mücadelede koordinasyonun gerekliliğini” vurgulayan sonuç bildirgesine de yansıdı.
Gözlemcilere göre bu söylem, Afrika’nın uluslararası sistemdeki konumunu, Avrupa’ya yönelik “düzensiz göç” odaklı geleneksel imajından uzaklaşarak yeniden tanımlama arzusunu yansıtıyor.
Öte yandan, bildirge sahadaki gerçekliklerin getirdiği kısıtlamalarla çevrili kalmaya devam etti. Associated Press (AP) haber ajansının raporuna göre, Orta Doğu’daki çatışmalar zirveye damgasını vurdu ve tartışmaları gölgede bırakarak çevredeki siyasi ortamın kırılganlığını gözler önüne serdi. Mısır Dışişleri Bakanı’nın küresel desteğin yetersizliğinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren açıklamaları da kıtanın finansman ve dış desteğe olan ihtiyacının sürdüğünü gösteriyor.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü Amy Pope ise Afrika’nın sesinin küresel göç yönetiminin şekillendirilmesinde temel bir unsur olduğunu belirterek, göç konularında Afrika’nın önceliklerinin dikkate alınmasını sağlama konusunda üye devletleri desteklemeye hazır olduklarını vurguladı.
Sonuç olarak Kahire Bildirgesi, kıtanın önceliklerini uluslararası platformlarda dayatmaya çalıştığı için göreceli bir bağımsızlığa doğru atılmış bir adımı temsil ediyor. Bağımlılığı tamamen sona erdirmese de, Afrika’nın dış destekten vazgeçmeden politikaların oluşturulmasında aktif bir taraf olmaya çalıştığı, uluslararası ortaklarla yeni bir müzakere kapısı aralıyor.


