Lahey’deki UCM merkezinde Salı günü başlayan oturumlar, Libya dosyasının 2011 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla mahkemeye sevk edilmesinden bu yana bir Libya vatandaşına yönelik gerçekleştirilen ilk yasal süreç olma özelliği taşıyor. 21 Mayıs’a kadar sürmesi planlanan duruşmalar, bir nihai yargılama değil, ön prosedür niteliği taşıyor. Duruşmada, UCM Ön Yargılama Dairesi yargıçları, savcılık tarafından sunulan delillerin tam kapsamlı bir yargılama başlatmak için yeterli olup olmadığını değerlendiriyor.
17 ağır suçlamayla karşı karşıya
“Özel Caydırıcılık Gücü” bünyesindeki Mitiga Kadın Hapishanesi’nin eski yöneticisi olan el-Hişri, 2014 ile 2020 yılları arasında Trablus’taki Mitiga kompleksinde işlendiği iddia edilen 17 ayrı suçla itham ediliyor. Mahkeme belgelerine göre, sanık; Libyalı tutuklular, göçmenler ve sığınmacılara yönelik işkence, cinayet, yasa dışı hapis, cinsel şiddet, tecavüz, köleleştirme ve kişisel onura saldırı ile suçlanıyor.
Savunmadan “yetki” itirazı
Duruşmada söz alan UCM Savcı Yardımcısı Nuzha Şemim Han, davanın Libyalı yetkililerin nüfuzuna bakılmaksızın hesap verebilirliği sağlamak adına uluslararası adalet yolunda kritik bir adım olduğunu belirtti. Savcılık, dosyada yaklaşık 200 mağdurun ifadesinin bulunduğunu vurguladı.
Sanık savunma ekibi ise suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Savunma tarafı, Mitiga hapishanesinin Adalet Bakanlığı denetiminde olduğunu ve Özel Caydırıcılık Gücü’nün bir silahlı grup değil, resmi kararlarla kurulmuş devlet organı olduğunu iddia ederek UCM’nin bu davadaki yargı yetkisini sorguladı.
Libya’da “hesap verebilirlik” testi
UCM yetkilileri, Libya’nın Roma Statüsü’ne tam taraf olmamasına rağmen, 2011’deki BMGK sevk kararı ve Libya makamlarının 2025’te mahkemenin yetkisini 2027 sonuna kadar kabul ettiklerini beyan eden kararı temel aldıklarını ifade ediyor.
Libya’daki insan hakları örgütleri ve uzmanlar, el-Hişri’nin mahkeme karşısına çıkmasını “dokunulmazlık kültürünün kırılması” olarak yorumluyor. Ancak Libya iç kamuoyunda, yargılamanın mahkeme yetkisi ve iç hukuk üzerindeki etkileri konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşanıyor. Birleşmiş Milletler raporları, ülkedeki siyasi bölünmüşlük ve güvenlik kurumlarının zayıflığı nedeniyle göçmenlerin hala sistematik ihlallere maruz kaldığına dikkat çekiyor. Yargıçların oturum sonunda tüm suçlamaları doğrulayıp doğrulamayacağı veya yetersiz delil nedeniyle davayı düşürüp düşürmeyeceği merakla bekleniyor.

